Orta Doğu'daki çatışma bölgelerinde tanker trafiğinin devam etmesi, petrol piyasalarında arz kesintisi endişelerini hafifletirken, Brent ve Batı Teksas türü (WTI) ham petrol fiyatları bugün erken işlemlerde geriledi. Uluslararası piyasalarda Brent petrol varil başına 82 dolar seviyesinin hafif altında işlem görürken, WTI ise 78 dolar civarında seyretti. Analistler, bölgedeki jeopolitik gerilimlere rağmen ticari gemilerin geçişlerinin sürmesinin, piyasadaki arz güvenliğine dair algıyı güçlendirdiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda Orta Doğu'da artan askeri hareketlilik ve Husi militanlarının Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel enerji tedarik zincirlerinde aksamalara yol açma riskini gündeme getirmişti. Ancak gözlemcilere göre, başta Süveyş Kanalı ve Babülmendep Boğazı olmak üzere kritik su yollarından hâlâ düzenli bir tanker geçişi yaşanıyor. Bu durum, piyasada arz kesintisi korkularını yatıştırıyor.
Enerji danışmanlık şirketi Kpler'in verilerine göre, bu hafta Kızıldeniz'den geçen ham petrol tankeri sayısı, geçen haftaya göre yüzde 8 artışla günlük ortalama 20 seviyesine yükseldi. Yemen açıklarındaki saldırı riskine rağmen bazı şirketlerin alternatif güzergâhlar yerine mevcut rotaları tercih ettiği görülüyor. Uzmanlar, sigorta primlerinin yüksekliğine rağmen, daha uzun ve maliyetli olan Ümit Burnu rotasının bazı nakliyeciler için ekonomik olmadığını ifade ediyor.
Öte yandan, Suudi Arabistan ve Rusya'nın öncülüğündeki OPEC+ grubunun üretim kısıntıları petrol fiyatlarını desteklemeye devam ediyor. Grubun aralık ayı başında yaptığı toplantıda alınan kararlar ve üretim kesintilerinin süresi, yatırımcılar tarafından yakından izleniyor. Hafta başında açıklanan Çin'in sanayi üretimi verilerinin beklentilerin altında kalması ise talebe ilişkin endişeleri artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birini karşılıyor ve buradaki herhangi bir güvenlik olayı küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine ilişkin belirsizlikler, doların güçlü seyretmesi ve küresel ekonomik büyümenin yavaşlaması, petrol talebi tahminlerini aşağı çekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2024 yılında küresel petrol talebindeki artışın günlük 1 milyon varilin altında kalabileceği öngörüsünde bulunmuştu.
Çatışmaların yayılması halinde Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin sekteye uğraması ihtimali, piyasalarda senaryolar arasında yer alıyor. Dünya ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20'si bu boğazdan gerçekleşiyor. Ancak şu ana kadar İran'ın bu stratejik noktayı kapatabileceğine dair somut bir adım atılmadı. Yine de bölgedeki tansiyon, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendiriyor; başta Avrupa olmak üzere birçok ülke alternatif tedarik kaynakları arayışını hızlandırdı.
ABD'nin Suudi Arabistan'daki askeri varlığını azaltması ve Çin'in Orta Doğu'da artan diplomatik nüfuzu, bölgesel güç dengelerini değiştiriyor. Rusya-İran eksenindeki yakınlaşma ise Batılı ülkelerin enerji politikalarını zorlayan bir başka faktör olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler ışığında petrol fiyatlarının kısa vadede dalgalı bir seyir izlemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki hareketlere doğrudan duyarlıdır. Fiyatların gerilemesi, cari açık üzerindeki yükü hafifletebileceği gibi, akaryakıt fiyatlarında da dengelenme sağlayabilir. Ancak asıl risk, Orta Doğu'daki çatışmaların yayılması ve Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının tehdit altında olmasıdır. Türkiye, hem enerji koridoru hem de ticaret yolları açısından riskleri yönetmek zorundadır. Özellikle Rusya ve Azerbaycan'dan gelen hatlar ile LNG tesisleri, olası bir arz kesintisine karşı çeşitlendirme sağlasa da, bölgesel istikrar Ankara için hayati önem taşımaktadır.