Güney Afrika, haftalardır artan yabancı düşmanlığı olaylarının gölgesinde kritik bir tarihe yaklaşıyor. Göçmen karşıtı gruplar, 30 Haziran'ı 'sığınmacıların ülkeyi terk etmesi için son tarih' olarak belirledi. Bu tarihe kadar belgesiz göçmenlerin gönüllü olarak ayrılmaması halinde, gruplar 'ülkeyi kapatma' eylemleri başlatacaklarını duyurdu. Son haftalarda yabancılara ait işyerlerine yönelik saldırılar, fiziksel şiddet ve tehditler ülke genelinde gerginliği tırmandırdı. Hükümet, bu tür eylemleri kınarken, güvenlik güçlerinin olaylara müdahale etmekte yetersiz kaldığı eleştirileri yapılıyor.
Gerginliğin arka planı: Operasyon Dudula ve yabancı düşmanlığı
Göçmen karşıtı hareketin en bilinen örgütlerinden biri olan 'Operasyon Dudula', sosyal medya üzerinden yaptığı çağrılarla binlerce kişiyi sokağa dökmeyi başardı. Örgüt, 'yasadışı göçmenlerin ülke kaynaklarını tükettiği' ve 'iş fırsatlarını çaldığı' söylemiyle taban buluyor. Güney Afrika, yaklaşık 60 milyonluk nüfusuna karşın, resmi olmayan tahminlere göre 3 ila 5 milyon arasında belgesiz göçmene ev sahipliği yapıyor. Bu göçmenlerin büyük kısmı Zimbabwe, Mozambik, Malavi ve Somali gibi komşu ülkelerden geliyor. Ekonomik durgunluk ve işsizlik oranının %40’lara dayanması, yerel halk arasında göçmenlere karşı düşmanlığı körüklüyor. Nisan ayında Johannesburg’da bir dükkânın yakılması, ardından yabancılara ait düzinelerce işyerine yönelik saldırılar, mayıs ayında ise bir Somalili dükkân sahibinin öldürülmesi, şiddetin boyutlarını gözler önüne serdi.
Hükümet, 30 Haziran tehdidine karşı şimdiye kadar net bir adım atmış değil. Başkan Cyril Ramaphosa, 'Yabancı düşmanlığına asla tahammülümüz yok' dese de, muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri, hükümeti olaylara seyirci kalmakla suçluyor. Özellikle, polisin yabancı mağdurların şikâyetlerini ciddiye almadığı, saldırganların ise çoğu zaman adalet önüne çıkarılmadığı belirtiliyor. Bu durum, göçmen toplulukları arasında korku ve güvensizlik yaratıyor. Binlerce yabancı, sınır komşusu ülkelere kaçış hazırlığı yaparken, Zimbabwe ve Mozambik’teki sınır kapılarında yoğunluk yaşanması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Afrika’da göç krizine dönüşme riski
Gelişme, sadece Güney Afrika’yı değil, tüm Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) bölgesini etkileyen bir potansiyele sahip. Zimbabve, Mozambik ve Malavi gibi ülkeler, kitlesel bir geri dönüş dalgasıyla karşı karşıya kalabileceklerini ifade ediyor. Özellikle Zimbabve, kendi iç ekonomik krizi ve siyasi belirsizlikleri nedeniyle yeni bir göç dalgasına hazır değil. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Afrika Birliği, Güney Afrika'daki gelişmeleri endişeyle izliyor. UNHCR, 'Göçmenler insanlık dışı muameleye maruz kalıyor' uyarısında bulunurken, Afrika Birliği de Güney Afrika hükümetine 'yabancı düşmanlığını engelleme' çağrısı yaptı.
Küresel ölçekte ise bu olay, dünyada yükselen popülizm ve göçmen karşıtı söylemlerin bir başka örneği olarak kayda geçiyor. Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi, ABD’de Trump sonrası göç politikaları, Güney Afrika’daki bu olaylarla benzerlik taşıyor. Ancak Güney Afrika’daki durum, Afrika kıtasında yaşanan göç hareketlerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Özellikle iklim değişikliği, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik krizler, kıtada milyonlarca insanı yerinden ederken, ev sahibi ülkelerdeki sosyal dokunun ne kadar dayanıklı olduğunu sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika’daki yabancı düşmanlığı, Türkiye’nin Afrika açılımı politikası açısından yakından izlenmelidir. Türkiye, son yıllarda kıtada ekonomik ve diplomatik varlığını artırırken, özellikle Güney Afrika ile ticaret hacmini büyütmüş, Türk iş insanları bölgede yatırımlar yapmıştır. Göçmen karşıtı şiddet, kıtadaki istikrarı tehdit ederek Türk yatırımlarını ve vatandaşlarının güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı milyonlarca sığınmacıya yönelik zaman zaman artan toplumsal gerginlik, Güney Afrika örneğinde olduğu gibi, bu tür krizlerin ne kadar hızlı tırmanabileceğini göstermektedir. Ankara, bu nedenle bölgede diyalog mekanizmalarını güçlendirmeli ve Afrika Birliği ile işbirliği içinde çözüm arayışlarına katkı sunmalıdır.