Güney Afrika'da son haftalarda patlak veren ve hedefinde yabancıların bulunduğu şiddet olayları, onlarca Nijeryalı vatandaşın ülkesine dönmesine neden oldu. Johannesburg ve Pretoria gibi büyük şehirlerde başlayan saldırılarda, Nijeryalılara ait dükkânlar yağmalandı, araçlar ateşe verildi ve en az iki kişi hayatını kaybetti. Olayların ardından Nijerya hükümeti, Güney Afrika Büyükelçisini geri çağırdı ve vatandaşlarına Güney Afrika'dan ayrılmaları çağrısında bulundu. Diplomatik kriz, iki Afrika devi arasındaki ilişkileri gerginleştirirken, bölgesel iş birliğine de darbe vurdu.
Gelişmenin Arka Planı: Ekonomik Eşitsizlik ve Göçmen Karşıtlığı
Güney Afrika'da yabancı düşmanlığı (zenofobi) yeni bir olgu değil. Ülke, 1994'te apartheid rejiminin sona ermesinden bu yana, özellikle Nijerya, Zimbabve, Somali ve diğer Afrika ülkelerinden gelen yoğun göç dalgalarına maruz kaldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2019 itibarıyla Güney Afrika'da yaklaşık 4 milyon göçmen yaşıyor. Ancak yüksek işsizlik (%27'yi aşan oran) ve derin ekonomik eşitsizlikler, yerel halk arasında göçmenlerin iş fırsatlarını çaldığı yönünde bir algı yaratıyor. Bu algı, zaman zaman şiddetli saldırılara dönüşüyor. En son dalga, 2019 Ağustos ayında başladı. Johannesburg'un merkezindeki iş bölgesinde başlayan yağma ve saldırılar, kısa sürede diğer şehirlere yayıldı. Polis, olayları kontrol altına almakta güçlük çekerken, Nijerya ve diğer ülkelerden gelen tepkiler büyüdü.
Nijerya Dışişleri Bakanı Geoffrey Onyeama, şiddet olaylarının kabul edilemez olduğunu belirterek, Güney Afrika'ya kınama mesajı gönderdi. Bunun üzerine Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Nijeryalı mevkidaşı Muhammadu Buhari'ye bir özel temsilci göndererek olayları kınadı ve faillerin yargı önüne çıkarılacağı sözünü verdi. Ancak Nijerya hükümeti, güvenlik garantileri sağlanana kadar vatandaşlarının tahliyesine devam edeceğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika Birliği'nin Sınavı
Bu kriz, Afrika Birliği'nin (AfB) kıta içi serbest dolaşım ve ticaret hedefleri açısından ciddi bir sınav niteliği taşıyor. AfB, 2018 yılında Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması'nı (AfCFTA) imzalayarak sınır ötesi ticareti ve insan hareketliliğini artırmayı hedeflemişti. Ancak Nijerya-Güney Afrika anlaşmazlığı, bu hedeflerin önündeki engelleri gözler önüne seriyor. Güney Afrika'daki yabancı düşmanı şiddet, diğer ülkelerde de benzer olayların tetikleyicisi olabilir. Örneğin, Nijerya'da da bazı gruplar, Güney Afrika'nın Nijeryalılara kötü muamelesine misilleme olarak, ülkedeki Güney Afrika şirketlerini (MTN, Shoprite, Multichoice gibi) hedef almaya başladı. Bu durum, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de riske atıyor. Küresel anlamda, olaylar Afrika'nın en büyük iki ekonomisi arasındaki rekabetin boyutlarını gösterirken, yabancı düşmanlığının küresel bir sorun olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Avrupa ve Amerika'da da benzer göçmen karşıtı dalgalar yükselirken, Afrika'daki bu olaylar, tüm dünyada entegrasyon ve hoşgörü politikalarının önemini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Güney Afrika hem de Nijerya ile güçlü diplomatik ve ticari bağlara sahip. Özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türk Hava Yolları gibi kurumlar, her iki ülkede de faaliyet gösteriyor. Bu kriz, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası açısından dikkatle izlenmeli. Türk şirketlerinin Güney Afrika'da yatırımları bulunurken, Nijerya ile de enerji ve inşaat alanlarında iş birlikleri mevcut. İki ülke arasındaki gerginlik, Türk yatırımcılar için kısa vadede risk oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika Birliği ile ilişkileri, bu tür krizlerin yönetiminde arabulucu rolü üstlenme potansiyelini akla getiriyor. Türkiye, kıtada artan yabancı düşmanlığına karşı hoşgörü ve diyaloğu teşvik eden bir pozisyon alarak, bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.