Güney Afrika, Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) sunduğu yeni bir başvuruda, İsrail'in mahkemenin Gazze'deki soykırım davasına ilişkin verdiği ara kararlara uymadığını ve bölgedeki insani felaketin sürdüğünü savundu. Başvuruda, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli nüfusun yaklaşık yüzde 10'unun öldürüldüğü veya yaralandığı belirtilirken, bu durumun soykırımın "yaşayan bir kanıtı" olduğu ifade edildi. İsrail ise iddiaları reddederek askeri operasyonlarının meşru müdafaa hakkına dayandığını ve Hamas'ın ortadan kaldırılmasını hedeflediğini savundu.
UAD'ye sunulan yeni dosya: Soykırımın devam ettiği iddiası
Güney Afrika, 29 Ocak'ta Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) sunduğu 4.500 sayfalık başvuruda, İsrail'in mahkemenin 26 Ocak, 28 Mart, 24 Mayıs ve 26 Temmuz 2024 tarihli geçici tedbir kararlarını ihlal ettiğini öne sürdü. Başvuruda, Ocak 2024'ten bu yana Gazze'de yaşanan gelişmelerin İsrail'in soykırım suçunu sürdürdüğünü gösterdiği belirtildi. Dosyada, Gazze'deki Filistin nüfusunun yüzde 10'unun (yaklaşık 230 bin kişi) yaşamını yitirdiği veya yaralandığı kaydedilirken, bu oranın soykırımın ölçeğini gözler önüne serdiği vurgulandı.
Güney Afrika'nın sunduğu dosyada ayrıca yerinden edilme, açlık, sağlık sisteminin çöküşü ve altyapının sistematik olarak tahrip edilmesi gibi unsurların da altı çizildi. Başvuruda, İsrail'in Gazze'ye insani yardım girişini engelleyerek ve temel hizmetleri keserek Filistinli sivillerin yaşam koşullarını kasıtlı olarak imkânsız hale getirdiği savunuldu. Bu durumun, BM Şartı'nın ve 1948 tarihli Soğırım Sözleşmesi'nin açık ihlali olduğu ifade edildi.
Güney Afrika, daha önce Aralık 2023’te UAD nezdinde İsrail aleyhine soykırım davası açmıştı. Mahkeme, 26 Ocak 2024'teki ilk kararında ihtiyati tedbir talebini kabul etmiş ve İsrail’e Gazze’de soykırım eylemlerini önlemesi, insani yardım girişine izin vermesi ve delillerin korunması için önlemler alması çağrısında bulunmuştu. Ancak Güney Afrika, İsrail'in bu kararlara uymadığını defalarca dile getirmişti.
UAD’nin aldığı kararlar bağlayıcı olsa da mahkemenin bunları uygulama yetkisi bulunmuyor. Bu nedenle Güney Afrika, dava sürecinde BM Güvenlik Konseyi'ne de başvurarak İsrail'e yönelik yaptırım kararı çıkarılmasını talep etmiş, ancak ABD’nin vetosu nedeniyle bu talepler sonuçsuz kalmıştı.
Uluslararası toplumun tepkileri ve bölgesel boyut
Güney Afrika'nın bu yeni başvurusu, uluslararası kamuoyunda dikkatle izleniyor. İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler daha önce Filistin devletini tanıyarak İsrail'in uluslararası hukuktaki sorumluluğuna dikkat çekmişti. Norveç, İsviçre ve Kanada ise Gazze'deki durumu yakından takip ettiklerini açıklamıştı. Öte yandan, Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze'de çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40.000'den fazla kişi hayatını kaybetti. BM Filistinli Mülteciler Ajansı (UNRWA), Gazze nüfusunun %90'ının yerinden edildiğini ve insani yardıma erişimin kesildiğini bildiriyor.
İsrail yönetimi ise Güney Afrika'nın iddialarını "temelsiz" olarak nitelendiriyor ve UAD'nin yetkisini tanımadığını yineleyerek, savunma operasyonlarının uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü savunuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce yaptığı açıklamalarda, Güney Afrika'nın davasını "Sovyet propagandası"na benzeterek reddetmişti. Yine de UAD süreci, İsrail'in uluslararası alandaki itibarını zedelemeye devam ediyor. Uluslararası hukuk uzmanları, UAD kararlarının bağlayıcılığının sınırlı olmasının, mahkemenin etkisini azalttığını kabul etmekle birlikte, birçok devletin bu kararlara atıfla İsrail'e yönelik silah ambargosu uygulamaya başladığını hatırlatıyor.
Bu süreç, Filistin devletinin tanınmasına yönelik küresel çabaları da güçlendiriyor. İsrail-Hamas savaşının başlamasından bu yana, dünya genelinde birçok ülke Filistin devletini tanıma yoluna gitti. ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin ise İsrail'e verdiği koşulsuz destek, uluslararası toplumda giderek daha fazla eleştirilirken, bu durumun Orta Doğu'daki dengeleri değiştirebileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başından beri Güney Afrika'nın UAD'deki soykırım davasına açık destek vermiş, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü daha önce yaptığı açıklamada mahkemenin kararlarının önemine vurgu yapmıştı. Ankara'nın bu tutumu, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını "soykırım" olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söylemiyle örtüşüyor. Türkiye, Filistin devletinin tanınması konusunda uluslararası girişimlere de destek veriyor. Bu bağlamda, UAD sürecinin güçlenmesi, Türkiye'nin İsrail'e yönelik diplomatik baskı politikasını dolaylı olarak destekleyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, Türkiye'nin, Müslüman Kardeşler eksenli bölgesel politikalarında ve Arap kamuoyundaki etkinliği göz önüne alındığında, bu davadaki kararların Ankara'nın bölgesel iddialarını güçlendirebileceği yorumu yapılıyor. Ancak gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan bir etkisi beklenmiyor; asıl yansıma, siyasi ve diplomatik alanda hissedilecek.