Güney Afrika'nın büyük şehirlerinde 30 Haziran'da onbinlerce kişi, yaklaşık 20 sivil toplum örgütünün çağrısıyla sıkı göçmenlik politikası talebiyle yürüyüş düzenledi. Johannesburg, Cape Town ve Durban gibi kentlerde gerçekleşen protestolar büyük ölçüde barışçıl geçti. Ancak yetkililer, birkaç yağma girişimi nedeniyle bazı kişilerin gözaltına alındığını bildirdi. Yürüyüşe katılanlar, ülkedeki yüksek işsizlik oranı ve kaynak kıtlığından yabancı uyrukluları sorumlu tutarak, hükümetin sınır kontrollerini artırmasını talep etti.
Protestoların Arka Planı
Güney Afrika, 1994'te apartheid rejiminin sona ermesinden bu yana özellikle komşu ülkelerden yoğun göç alıyor. Zimbabve, Mozambik ve Somali gibi ülkelerden gelen düzensiz göçmenlerin sayısının milyonlarla ifade edildiği tahmin ediliyor. Ekonomik zorluklar ve işsizlik oranının yüzde 30'ları aşması, yerli halk arasında göçmenlere yönelik tepkiyi artırıyor. Son yıllarda xenofobi (yabancı düşmanlığı) kaynaklı şiddet olayları sıkça yaşanıyor. 2008 ve 2015'teki büyük çaplı saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Bu kez düzenlenen yürüyüşler, hükümete göç politikasını yeniden gözden geçirmesi yönünde baskı oluşturmayı hedefliyor. Göstericiler, sınır güvenliğinin artırılması, kaçak göçmenlerin sınır dışı edilmesi ve yasal göçmenlik süreçlerinin sıkılaştırılması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Afrika, Afrika kıtasının en sanayileşmiş ekonomisine sahip olması nedeniyle bölgesel göç hareketlerinin merkezinde yer alıyor. Protestolar, yalnızca iç siyaseti değil, aynı zamanda Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyeleriyle ilişkileri de etkileyebilir. Özellikle Zimbabve ve Mozambik gibi ülkeler, vatandaşlarının Güney Afrika'da maruz kaldığı ayrımcılığı sıkça gündeme getiriyor. Küresel ölçekte ise artan milliyetçilik ve sınır güvenliği söylemleri, Güney Afrika'daki bu hareketi de besliyor. Avrupa ve Amerika'da yükselen aşırı sağ partilerin retoriğine benzer bir şekilde, yerel halk göçmenleri ekonomik sorunların günah keçisi ilan ediyor. Uzmanlar, bu tür kitlesel eylemlerin hükümeti daha sert önlemler almaya itebileceği ancak bunun bölgesel iş birliğini ve insan haklarını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki göçmen karşıtı protestolar, Türkiye için iki açıdan önem taşıyor. Birincisi, Türkiye de benzer şekilde Suriye ve diğer bölgelerden yoğun göç alan bir ülke olarak, toplumsal kabul ve uyum sorunlarıyla karşı karşıya. Güney Afrika'daki gerilim, göç politikalarının sürdürülebilirliği konusunda Türkiye'ye ders niteliği taşıyor. İkincisi, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında Güney Afrika ile gelişen ticari ve diplomatik ilişkileri bulunuyor. Bu tür iç krizler, Türk yatırımcıların güvenini etkileyebilir ve bölgesel istikrarı bozabilir. Ayrıca, küresel göç yönetişiminde yaşanan bu tür gerilimler, Türkiye'nin AB ile göç anlaşmaları müzakerelerinde elini güçlendirebilir.