Güney Afrika'da son haftalarda artan göçmen karşıtı saldırılar, ülkede ciddi bir güvenlik krizine dönüşüyor. Polis, Johannesburg'un kuzeyindeki Alexandra kasabasında bir kişinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlatırken, şiddet olayları nedeniyle yüzlerce yabancı uyruklu kişi bulundukları bölgeleri terk etmeye çalışıyor. Saldırıların hedefinde özellikle Zimbabve, Mozambik ve diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenler bulunuyor.
Şiddet dalgasının arka planı
Şiddet olayları, sosyal medyada yayılan bir dizi provokatif paylaşımın ardından alevlendi. Yabancıların ülkeden çıkarılması çağrısı yapan mesajlar ve gruplar, özellikle Alexandra gibi yoksul bölgelerde gerginliği tırmandırdı. Güney Afrika Polisi (SAPS) Sözcüsü Brigadier Mathapelo Peters, Alexandra'da çarşamba günü meydana gelen cinayet olayında bir kişinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Peters, “Olayla ilgili soruşturma devam ediyor ve henüz herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadı. Mağdurun yabancı uyruklu olduğuna dair ilk bilgiler var” dedi.
Güney Afrika Kalkınma Komisyonu'nun raporuna göre, ülkede son bir yılda göçmen karşıtı olaylarda yüzde 40 artış yaşandı. Yabancılar çoğu zaman işsizlik, suç oranları ve kaynakların azalması gibi sorunların günah keçisi haline getiriliyor. Ekonomik zorluklar ve yüksek işsizlik oranları (resmi verilere göre %32,9), özellikle genç nüfus arasında yabancı düşmanlığını körüklüyor. Göçmenler ise iş piyasasında rekabet yarattıkları ve sosyal hizmetlerden faydalandıkları gerekçesiyle hedef alınıyor.
Geçtiğimiz ay yapılan bir kamuoyu araştırması, Güney Afrikalıların %67'sinin ülkedeki yabancıların sayısının azaltılması gerektiğini düşündüğünü ortaya koydu. Bu oran, Afrika ülkeleri arasında en yükseklerden biri. Uzmanlar, hükümetin bu konudaki pasif tutumunun şiddeti teşvik ettiğini savunuyor. Johannesburg Üniversitesi'nden Profesör Loren Landau, “Göçmen karşıtlığı siyasiler tarafından araçsallaştırılıyor. Seçim öncesi dönemde yabancı düşmanlığı oy toplama aracına dönüşüyor” yorumunu yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Afrika'daki göçmen karşıtı dalga, sadece ülke içinde değil, tüm Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) bölgesinde yankı buluyor. Zimbabve ve Mozambik başta olmak üzere çevre ülkeler, vatandaşlarının yaşadığı saldırıları kınarken, bazı ülkeler vatandaşlarının güvenliği için uyarı yayınladı. Zimbabve Dışişleri Bakanlığı, “Vatandaşlarımızın can güvenliği konusunda ciddi endişelerimiz var. Gerekli önlemleri alın” çağrısında bulundu.
Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki, yaptığı yazılı açıklamada Güney Afrika'yı göçmenlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise, Güney Afrika'daki mülteci ve sığınmacıların durumuna ilişkin endişe duyduğunu belirtti. UNHCR Sözcüsü Charlie Yaxley, “Güney Afrika'nın mültecileri koruma yükümlülüğü var. Şiddeti kınıyoruz ve yetkilileri gerekli adımları atmaya davet ediyoruz” dedi.
Güney Afrika'nın bu sorunu çözmek için kapsamlı bir göç politikası ve daha etkili bir sosyal entegrasyon programı geliştirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, artan yabancı düşmanlığı ülkede daha büyük toplumsal çatışmalara yol açabilir. Ekonomik eşitsizliklerin derinleşmesi ve işsizliğin kronikleşmesi, bu tür saldırıların önümüzdeki dönemde de devam edebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki göçmen karşıtı şiddet, Türkiye'nin Afrika politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasıyla artan ticari ve diplomatik ilişkiler kurarken, Güney Afrika bu ülkeler arasında stratejik bir konumda bulunuyor. Türk vatandaşlarının ve iş insanlarının güvenliği, bu tür olayların yaşandığı bölgelerde risk altına girebilir. Ayrıca, Türkiye'de de zaman zaman yabancı düşmanlığı benzeri olaylar yaşanıyor; bu nedenle Güney Afrika deneyimi, Türkiye'nin göç ve entegrasyon politikalarına dair dersler çıkarılabilecek bir örnek teşkil ediyor. Küresel anlamda korumacılık ve milliyetçi dalgaların yükseldiği bir dönemde, bu tür olaylar tüm ülkeler için uyarı niteliği taşıyor.