Güney Afrika'da yabancılara yönelik nefret söylemi ve şiddet olayları endişe verici boyutlara ulaştı. Ülkedeki önde gelen yabancı düşmanı gruplardan biri, tüm belgesiz göçmenlere 30 Haziran'a kadar ülkeyi terk etmeleri için süre verdi. Yabancılara ait iş yerleri saldırıya uğrarken, çok sayıda kişi evinden edildi ve en az birkaç kişi hayatını kaybetti. Durum, özellikle Johannesburg ve çevresinde yaşayan göçmenler arasında büyük korku yaratmış durumda.
Şiddetin arka planı ve yükselen yabancı düşmanlığı
Güney Afrika, Apartheid rejiminin sona ermesinden bu yana Afrika kıtasının birçok ülkesinden göç alıyor. Zimbabve, Somali, Etiyopya, Malavi ve Mozambik gibi ülkelerden gelen göçmenler, genellikle işçi veya küçük işletme sahibi olarak hayatlarını sürdürüyor. Ancak yüksek işsizlik ve ekonomik eşitsizlik, yerel halk arasında yabancı düşmanlığını körüklüyor. Özellikle son yıllarda, "yabancılar işlerimizi çalıyor" ve "suç oranlarını artırıyorlar" gibi söylemler yaygınlaştı. Saldırılar genellikle organize gruplar tarafından planlanıyor; gece saatlerinde yabancılara ait dükkânlar yağmalanıyor, evler taşlanıyor ve insanlar dövülüyor. Polis müdahalesi yetersiz kalırken, faillerin yakalanması nadir görülüyor. Geçmişte de benzer olaylar yaşanmış, 2008 ve 2015'teki şiddet dalgalarında onlarca kişi ölmüştü. Şimdi ise aşırı sağcı "Operation Dudula" gibi gruplar, belgesiz göçmenlere karşı net bir ültimatom vererek durumu daha da tehlikeli hale getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Afrika'daki bu gelişmeler, sadece ülke içinde değil, Afrika kıtası ve uluslararası toplumda da yankı buluyor. Güney Afrika, kıtanın en büyük ekonomisi ve bölgesel bir güç olarak göçmen akışını yönetmekte zorlanıyor. Zimbabve ve diğer komşu ülkeler, vatandaşlarının uğradığı şiddet nedeniyle endişeli. Afrika Birliği (AU) henüz resmi bir kınama yayınlamadı, ancak insan hakları örgütleri uluslararası topluma müdahale çağrısı yapıyor. Göçmenler çoğunlukla kendi ülkelerindeki ekonomik kriz veya siyasi istikrarsızlıktan kaçan kişiler; Güney Afrika'da da kabul görmeyince çaresiz kalıyorlar. Avrupa Birliği ve özellikle eski sömürgeci ülke İngiltere, durumu yakından izliyor. Bu tür olayların, kıtadaki diğer ülkelerde de yabancı düşmanlığını tetikleyebileceğinden endişe ediliyor. Ayrıca Güney Afrika'nın BRICS üyesi olarak prestiji, bu tür olaylarla zedeleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla son yıllarda ticari ve diplomatik ilişkilerini önemli ölçüde güçlendirmiştir. Güney Afrika'daki yabancı düşmanlığı, Türk vatandaşları ve Türk iş insanları için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, kıtadaki istikrarsızlık Türkiye'nin Afrika açılımını olumsuz etkileyebilir. Özellikle Türkiye, Afrika ülkeleriyle kazan-kazan temelinde işbirliği yaparken, bu tür kitlesel şiddet olayları bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. Türkiye, göçmenlerin mağduriyetini gidermek ve kıtada istikrarın sağlanması için uluslararası platformlarda daha aktif rol oynayabilir. Ayrıca Türkiye'de de benzer bir yabancı düşmanlığı söyleminin yükselmemesi için dikkatli olunmalıdır.