Danimarka Parlamentosu, Grönland'da on yıllar boyunca zorla doğum kontrolü uygulanan kadınlara tazminat ödenmesini öngören tarihi bir yasayı kabul etti. 1 Temmuz 2025'te yürürlüğe girecek yasa, 1950'lerden 1990'lara kadar Grönland'a yerleştirilen rahim içi araçların (RIA) kadınlarda yarattığı fiziksel ve psikolojik zararların telafisi için yaklaşık 1.500 kadına 25.000'den fazla Danimarka kronu (yaklaşık 175.000 dolar) ödenmesini öngörüyor. Bu düzenleme, Danimarka'nın Grönland üzerindeki sömürgeci geçmişinin karanlık bir sayfasını kapatma çabası olarak görülüyor.
Zorla doğum kontrolünün arka planı
Grönland, 18. yüzyıldan beri Danimarka'nın sömürgesiydi ve 1953'te Danimarka Krallığı'nın bir parçası haline geldi. Ancak Kopenhag, ada nüfusunun artmasını engellemek amacıyla 1960'lı ve 1970'li yıllarda Grönlandlı kadınlara sistematik olarak RIA yerleştirdi. Bu uygulama, kadınların çoğunun bilgisi veya rızası olmadan gerçekleştirildi. Danimarka hükümeti, nüfusu kontrol altında tutmak için bu yöntemi bir 'doğum kontrolü programı' olarak savunsa da, uygulama sırasında kadınlara yeterli bilgi verilmediği ve çoğu zaman henüz reşit olmayan kız çocuklarına da RIA takıldığı ortaya çıktı.
Bu uygulama, Grönland'da jinekolojik sorunlara, enfeksiyonlara ve psikolojik travmalara yol açtı. Uzun yıllar boyunca bu mağduriyetler dile getirilmesine rağmen, Danimarka hükümeti konuyu görmezden geldi. 2022'de yayınlanan bir rapor, 1960-1991 yılları arasında en az 4.500 Grönlandlı kadın ve kız çocuğuna RIA yerleştirildiğini ortaya koydu. Bu raporun ardından Grönland hükümeti ve Danimarka hükümeti arasında tazminat görüşmeleri başladı.
Kamuoyunda artan baskı ve Grönland'da yükselen bağımsızlık talepleri, Danimarka hükümetini harekete geçirdi. Sosyal Demokrat Parti liderliğindeki koalisyon hükümeti, geçtiğimiz günlerde yapılan oylamada tazminat yasasını kabul etti. Yasaya göre, RIA uygulanan kadınlara otomatik olarak tazminat ödenecek; kadınların ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak. Ayrıca, ciddi sağlık sorunları yaşayan kadınlara ek tazminat imkanı da tanınacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sömürgeci geçmişin yaralarını sarmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Danimarka, Grönland'a yönelik uygulamaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda sert eleştirilere maruz kalmıştı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin 2021'deki incelemesinde, Danimarka'nın Grönland'daki bu uygulaması 'tıbbi etik ihlali' olarak nitelendirildi. Tazminat kararı, sömürgeci politikalara maruz kalan diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir.
Bu olay, Grönland'da bağımsızlık tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Grönland Başbakanı Múte Bourup Egede, yasanın kabulünü 'Grönland halkı için bir zafer' olarak nitelendirdi. Egede, Danimarka'nın bu tazminatlarla geçmişteki hatalarını kabul ettiğini, ancak Grönland'ın gelecekte kendi kaderini tayin etme hakkının daha da güçlendiğini belirtti. Öte yandan, bazı Grönlandlı aktivistler tazminat miktarının yetersiz olduğunu, daha kapsamlı bir özür ve telafi mekanizması kurulması gerektiğini savunuyor.
Bu karar, aynı zamanda kadın bedeni üzerinde devlet müdahalesinin ne kadar ileri gidebileceğine dair küresel bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Özellikle kadın üreme hakları ve tıbbi etik konularında uluslararası normların güçlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu gelişmeyi insan hakları ve kadın hakları bağlamında değerlendirebilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler'de sömürgeci geçmişe sahip ülkelerin insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığını sık sık dile getiriyor. Bu olay, uluslararası toplumda sömürgecilik mirasına dair hesaplaşma taleplerinin artmasına katkıda bulunabilir. Türkiye, özellikle Afrika ve Orta Doğu'da sömürgeci politikaların mağdurlarıyla dayanışma içinde olduğunu vurguluyor. Bu tazminat kararı, benzer mağduriyetlerin giderilmesi için uluslararası bir emsal oluşturabilir. Ayrıca, kadın sağlığı ve doğum kontrolü konularında etik standartların geliştirilmesi, Türkiye'deki sağlık politikalarına da ilham verebilir. Türkiye, kendi sınırları içinde kadın sağlığına yönelik devlet müdahalelerinin etik çerçevede yürütülmesini sağlamak için bu tür uluslararası deneyimleri izleyebilir.