ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Başkan Donald Trump'ın, İran'la Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda yürütülecek müzakerelerin başarısız olması halinde bu stratejik su yolunu "güç kullanarak" ele geçireceğini ve Tahran yönetimini "yok edeceğini" söyledi. Graham, Pazar günü katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, Trump'ın, ABD'nin uzun süredir uluslararası sulardaki serbest geçiş ilkesine dayanarak dolaylı olarak denetlediği boğazdan geçen gemilerden ücret almaya başlayacağını da iddia etti. Graham'ın bu çarpıcı çıkışı, ABD-İran geriliminin yeni bir boyut kazanabileceğine işaret ediyor.
Graham'ın sert sözleri ve olası senaryo
Güney Carolina Senatörü Graham, Fox News'a verdiği mülakatta, "Başkan Trump'la konuştum. Eğer İran'la adil bir barış anlaşmasına varamazsak, o Hürmüz Boğazı'nı zorla alacak ve İran'ı yok edecek" ifadelerini kullandı. Graham ayrıca, boğazdan geçen her geminin ABD'ye belirli bir ücret ödemesi gerekeceğini, bu sayede hem askeri operasyonların finansmanının sağlanacağını hem de ABD'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarının korunacağını öne sürdü. Ancak Graham, bu planın ne zaman ve nasıl uygulanacağına dair ayrıntı vermedi. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir enerji koridoru. İran, yıllardır bu boğaz üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor ve zaman zaman askeri tatbikatlarla güç gösterisi yapıyor. ABD ise boğazın uluslararası sular statüsünde olduğunu ve serbest geçiş hakkının kısıtlanamayacağını savunuyor. Graham'ın açıklamaları, iki ülke arasında 2019'daki tanker krizi sonrası tırmanan gerilimi yeniden alevlendirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Graham'ın sözleri, ABD'nin Ortadoğu'da askeri bir müdahaleye hazırlandığı yorumlarına yol açtı. Uzmanlara göre, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı zorla ele geçirmesi, sadece İran'la değil, bölgedeki diğer aktörlerle de ciddi bir krize neden olabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiki ülkeler bile böyle bir hamlenin bölgesel istikrarı bozacağını düşünüyor. Ayrıca, boğazdan geçen gemilere ücret uygulanması, uluslararası deniz hukukuna aykırı olarak görülebilir ve ABD'yi diplomatik açıdan zor durumda bırakabilir.
Petrol piyasaları da bu gelişmelere duyarlı. Hürmüz Boğazı'nda olası bir çatışma, petrol fiyatlarını hızla yükseltebilir ve küresel enerji arzını tehdit edebilir. Çin, Japonya ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, böyle bir senaryodan en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. ABD'nin kendisi de son yıllarda enerji ihracatçısına dönüşmüş olsa da, dünya ekonomisinin bu tür bir şoka hazırlıklı olmadığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve kontrolü, Türkiye için hem enerji arz güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının büyük bir kısmını Ortadoğu ve Hazar bölgesinden karşılamaktadır; boğazda yaşanacak bir kriz, enerji fiyatlarını artırarak Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD ile İran arasında olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir. Türkiye, her iki ülkeyle de ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Hürmüz'deki bir kriz Ankara'yı zorlu bir diplomatik tercihle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle, Türk dış politikasının bu gelişmeyi yakından izlemesi ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olması gerekmektedir.