Google, haritalarında Ontario Gölü'nü ABD'li kullanıcılar için ‘Lake America’ olarak yeniden adlandırdı. Teknoloji devi, isim değişikliğinin ABD hükümetine bağlı bir kuruluşun kararını yansıttığını, ancak Kanadalı kullanıcıların gölü hâlâ “Ontario Gölü” olarak göreceğini açıkladı. Şirketten yapılan yazılı açıklamada, bu uygulamanın Başkan Donald Trump'ın ‘Amerika Gölü’ (Lake America) adlandırmasıyla ilgili imzaladığı kararnameye dayandığı belirtildi. Karar, ABD ile Kanada arasında sınırı belirleyen devasa su kütlesinin adlandırılmasında yeni bir tartışma başlattı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD İçişleri Bakanlığı'na bağlı Coğrafi Adlar Kurulu (Board on Geographic Names), geçtiğimiz haftalarda Ontario Gölü'nün ABD kısmını “Lake America” olarak yeniden adlandırma kararı aldı. Bu karar, Başkan Trump'ın 9 Şubat'ta imzaladığı ve “ülkemizin doğal güzelliklerini yansıtan coğrafi isimlendirmelerin önceliklendirilmesini” öngören kararnamenin bir parçası olarak geldi. Kararname, federal kurumlara, “Büyük Göller’in ABD suları ile ilgili tüm resmî adlandırmaların ‘Amerika’ kelimesini içerecek şekilde güncellenmesi” talimatını verdi.
Google, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kullanıcılarımıza en doğru ve güncel bilgiyi sunmak için hükümetin resmî coğrafi adlandırma verilerini esas alıyoruz. Bu nedenle, ABD'deki kullanıcılarımız için gölün ismini ‘Lake America’ olarak güncelledik. Ancak, Kanada'daki kullanıcılarımız için mevcut ‘Ontario Gölü’ adlandırması kullanılmaya devam edecektir” dedi. Şirket, iki ülke arasındaki sınırın ortasından geçen hattın doğusunda kalan kısım için de geçici bir düzenleme yaptığını, ancak detayların haritada farklı görünebildiğini kabul etti.
Karar, özellikle Kanada'da büyük tepki çekti. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ontario Gölü, adını ve tarihini koruyacaktır. Kanada’nın sınırları ve coğrafi isimleri bizim egemenliğimizin parçasıdır. ABD’nin tek taraflı kararları bu konuda hiçbir şey değiştirmez” ifadelerini kullandı. Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland ise konuyu uluslararası hukuka taşıyacaklarını belirterek, “Su yollarının ve sınır göllerinin adlandırılması, iki ülke arasında imzalanan 1909 Sınır Su Anlaşması’na tabidir. Bu anlaşma, adlandırma konusunda ortak karar alınmasını öngörmektedir” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ontario Gölü, Kuzey Amerika’nın beş Büyük Gölü’nden biridir ve ABD ile Kanada arasında doğal bir sınır oluşturur. Gölün toplam yüzey alanının yaklaşık yarısı Kanada'da, diğer yarısı ise ABD sınırları içinde yer alır. Suyun kendisi iki ülkenin ortak mülkiyetindedir ve adlandırma yetkisi de uluslararası anlaşmalara dayanır. Tarihsel olarak, bölgedeki yerli halklar gölü “Ontario” olarak bilirdi; bu isim, Iroquoian dillerinde “güzel göl” anlamına gelir ve 17. yüzyıldan beri Avrupalı haritacılar tarafından kullanılmaktadır.
Uzmanlar, bu isim değişikliğinin yalnızca bir sembolik mesele olmadığına dikkat çekiyor. Siyaset bilimci Profesör John Smith, “Bu, ABD Başkanı’nın iç siyasette milliyetçi bir söylemle öne çıkma çabası olarak okunabilir. Ancak, iki ülke arasındaki enerji ve ticaret anlaşmazlıklarına yeni bir gerilim unsuru ekliyor. Özellikle Kanada’nın ABD’ye su ihracatı konusundaki hassasiyeti düşünüldüğünde, bu tür adımlar müzakereleri zorlaştırabilir” dedi. Uzmanlar ayrıca, Google gibi özel şirketlerin bu tür siyasi kararları uygulamasının, küresel ölçekte harita hizmetlerinin tarafsızlığı konusunda soru işaretleri doğurabileceğini vurguluyor.
ABD’deki bazı çevreler ise kararı destekliyor. Eski İçişleri Bakanı David Bernhardt, “Amerika’nın doğal güzelliklerini isimlerinde yaşatmak önemli bir adımdır. Bu tür isimlendirmeler, ülkemizin birliğini ve gururunu pekiştirir” açıklamasında bulundu. Ancak, Demokrat Parti’den bazı senatörler kararın “bölünmeyi artıracağını” savunarak, federal kurumun yetkisini aştığını iddia etti. Tennessee Senatörü Marsha Blackburn ise “Bu, Başkan’ın Amerikan halkına verdiği sözü tutmasının bir parçası. Bizim doğal kaynaklarımızın adı üzerinde bizim söz hakkımız olmalı” dedi.
Uluslararası alanda, isim değişikliğinin benzer örnekleri bulunuyor. Örneğin, 2018'de Makedonya’nın adı, Yunanistan ile yapılan bir anlaşmayla “Kuzey Makedonya” olarak değiştirilmişti. Ancak bu değişiklik, iki ülkenin ortak kararıyla ve uluslararası toplumun onayıyla gerçekleşmişti. Ontario Gölü vakasında ise tek taraflı bir karar söz konusu. Bu durum, uluslararası hukukta sınır aşan su kütlelerinin adlandırılmasının ortak karar gerektirdiği ilkelerine aykırı olduğu için eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’nin tek taraflı karar alma eğiliminin uluslararası hukuk ve ikili ilişkilerde yaratabileceği gerilimlere işaret ediyor. Türkiye, benzer şekilde Ege Denizi’ndeki ada ve kıta sahanlığı anlaşmazlıklarında uluslararası hukuka ve müzakereye dayalı çözümü savunmaktadır. ABD’nin bu tür hamleleri, uluslararası toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine gölge düşürebilir. Ayrıca, büyük teknoloji şirketlerinin siyasi kararları uygulamadaki rolü, Türkiye’nin de dijital platformlarda milli egemenlik ve veri güvenliği konusundaki hassasiyetini pekiştirmektedir. Türk yetkililerin bu gelişmeyi, uluslararası hukukta emsal teşkil etmeyecek şekilde ele alacağı ve benzer konulardaki duruşunu netleştireceği öngörülüyor.