Londra, 30 Haziran - Neredeyse kırk yıldır Britanya'da yaşayan Ali Haydor, artık esmer tenini gizlemek istediği günler olduğunu söylüyor. 1980'lerde Somali'den gelen Haydor, uzun süredir kendini evinde hissettiği ülkede son yıllarda artan göçmen karşıtı söylem ve politikalar nedeniyle tedirgin. "Daha önce hiç böyle hissetmemiştim. Şimdi dışarı çıktığımda insanların bana bakışı değişti. Sanki suçluymuşum gibi," diyor 62 yaşındaki Haydor. Onun deneyimi, Britanya'da yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığına dair artan endişelerin yalnızca bir örneği.
Göçmen Karşıtı Politikanın Yükselişi
Son yıllarda Britanya'da göçmen karşıtı söylemler ve politikalar belirgin şekilde arttı. Ülkenin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının (Brexit) ardından, göçmenlik konusu siyasi tartışmaların merkezine oturdu. Hükümetin Ruanda'ya sığınmacı gönderme planı, Manş Denizi'ni geçen düzensiz göçmen sayısındaki artış ve medyada yer alan olumsuz haberler, toplumda göçmenlere yönelik tepkiyi körüklüyor. Irkçılık karşıtı örgütler, 2016 Brexit referandumundan bu yana ırkçı olaylarda belirgin bir artış olduğunu bildiriyor. Polis verilerine göre, 2022-2023 yıllarında ırkçı suçlarda yüzde 15'e varan artış kaydedildi.
Ali Haydor gibi birçok siyahi ve esmer tenli Britanyalı, günlük hayatlarında mikro saldırılardan açık ayrımcılığa kadar çeşitli ırkçı davranışlarla karşılaşıyor. "İşe giderken otobüste insanlar yanıma oturmaktan kaçınıyor, göz teması kurmuyor. Sanki görünmezim ya da bir tehditmişim gibi," diyor Haydor. Bu durum, yalnızca yeni göçmenler için değil, ülkede doğup büyümüş ikinci ve üçüncü kuşak göçmen kökenliler için de geçerli.
Toplumsal Bölünme ve Küresel Etkiler
Uzmanlar, göçmen karşıtı siyasetin ırkçılığı meşrulaştırdığını ve toplumsal bölünmeleri derinleştirdiğini belirtiyor. London School of Economics'te sosyoloji profesörü olan Dr. Amrit Singh, "Politikacıların göçmenleri hedef alan söylemleri, toplumda 'öteki' algısını güçlendiriyor. Bu da ırkçılığın normalleşmesine yol açıyor," diyor. Britanya'da yaşanan bu durum, Avrupa genelinde göçmen karşıtı partilerin yükselişiyle paralellik gösteriyor. Fransa, Almanya, İtalya ve İsveç'te de benzer eğilimler gözlemleniyor. Göçmen karşıtı söylem, sadece siyasi partilerin değil, ana akım medyanın da etkisiyle daha geniş kitlelere yayılıyor.
Bu gelişmeler, Britanya'nın çokkültürlü yapısını tehdit ederken, uluslararası alanda da ülkenin imajına zarar veriyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi gibi kuruluşlar, Britanya hükümetini göçmen hakları ve ırkçılıkla mücadele konusunda uyarıyor. Sivil toplum örgütleri ise ırkçılık karşıtı yasaların güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması çağrısı yapıyor. Ali Haydor ise gelecekten umutsuz: "Kendimi Britanyalı hissediyorum, vatanım burası. Ama artık kendimi güvende hissetmiyorum. Umarım bu gidiş durur ve insanlar birbirine saygı duymayı öğrenir."
Türkiye Açısından Değerlendirme
Britanya'da yükselen göçmen karşıtı söylem ve ırkçılık, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda Suriye başta olmak üzere bölgesel krizler nedeniyle büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya. Ülkede artan yabancı düşmanlığı ve sığınmacılara yönelik olumsuz tutum, toplumsal huzuru tehdit ediyor. Britanya örneği, göçmen karşıtı siyasetin ırkçılığı nasıl meşrulaştırdığını ve toplumsal bölünmelere yol açtığını gösteriyor. Türkiye'nin, kapsayıcı bir göç politikası geliştirmesi, ırkçılıkla mücadele yasalarını güçlendirmesi ve toplumsal uyumu desteklemesi kritik önem taşıyor. Aksi takdirde, benzer ırkçı olayların Türkiye'de de artması kaçınılmaz olabilir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası itibarını da olumsuz etkileyerek, dış politikada elini zayıflatabilir.