Çin Halk Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Wang Wentao ile Avrupa Birliği (AB) Ticaretten Sorumlu Komisyon Üyesi Maros Sefcovic, 23 Ekim 2024 Pazartesi günü Brüksel'de bir araya geldi. İki taraf, görüşmelerin ardından yayımladıkları ortak bildiriyle, ticaret akışlarının izlenmesi amacıyla bir ortak platform kurulmasına ve ticaret dengesizliklerini ele alacak bir çalışma grubu oluşturulmasına karar verdi. Bildiride, tarafların karşılıklı ticaretin sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde gelişmesi için iş birliğini derinleştirme konusundaki kararlılıkları vurgulandı.
Gelişmenin arka planı: Ticaret savaşının gölgesinde diyalog arayışı
Çin ile AB arasındaki ticaret ilişkileri, son yıllarda artan gerginliklerle şekilleniyor. AB, Çin'in devlet destekli sanayi politikaları ve aşırı kapasite yaratarak Avrupa pazarını olumsuz etkilediğini savunuyor. Özellikle elektrikli araç, çelik ve güneş panelleri gibi sektörlerde Çin mallarına yönelik antidamping soruşturmaları ve gümrük vergileri gündemde. Öte yandan Çin, AB'nin ticari korumacılıkla suçladığı politikalarına karşı çıkıyor.
Brüksel'deki bu son görüşme, iki tarafın da ticari anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme isteğini yansıtıyor. Ortak izleme platformu sayesinde ticaret akışlarındaki dengesizliklerin daha şeffaf bir şekilde takip edilmesi ve erken uyarı mekanizması oluşturulması hedefleniyor. Çalışma grubu ise spesifik sektörel sorunlar üzerinde yoğunlaşarak somut çözüm önerileri geliştirecek.
Bölgesel ve küresel boyut: AB-Çin ticaretindeki denge arayışı
AB, Çin ile olan ticaretinde 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 400 milyar avro açık veriyor. Bu dengesizlik, AB içinde Çin'e karşı daha sert önlemler alınması yönünde baskıları artırıyor. Ancak AB aynı zamanda Çin pazarına bağımlılığını da göz önünde bulundurarak tam bir kopuştan kaçınıyor. Çin ise AB'nin kilit teknoloji ve yatırım alanlarındaki kısıtlamalarına karşı kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor.
Uzmanlara göre, ortak platform ve çalışma grubu mekanizmaları, taraflar arasında güven artırıcı bir adım olsa da, yapısal sorunların çözümü için yeterli olmayabilir. Özellikle Çin'in devlet müdahalesinin yoğun olduğu sektörlerde AB'nin talep ettiği piyasa reformları konusunda ilerleme kaydedilmesi beklenmiyor. Yine de diyalog kanallarının açık tutulması, ticaret savaşının tırmanmasını engelleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-AB ticaret diyaloğu, Türkiye için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. AB ile Gümrük Birliği anlaşması bulunan Türkiye, AB'nin Çin'e yönelik ticari önlemlerinden doğrudan etkilenebilir. Örneğin, AB'nin Çin'den ithal ettiği ürünlere uyguladığı antidamping vergileri, Türk ihracatçıları için rekabet avantajı yaratabilir. Öte yandan, Çin-AB arasında artan ticari gerilimler, küresel tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmayı hızlandırabilir. Türkiye, bu süreçte hem AB'ye ihracatını artırmak hem de Çin'den doğrudan yatırım çekmek için bir köprü rolü üstlenebilir. Ancak, Çin'in Türkiye üzerinden AB pazarına yönelik olası ticaret yönlendirme faaliyetleri, AB tarafından yakından izlenen bir konu olacaktır.