İskoçya'nın Glasgow kentine bağlı Robroyston semtinde yaklaşık 2000 yeni konutun inşası sürerken, bölge sakinleri temel kamu hizmetlerinden yoksun olduklarını belirterek yetkililere tepki gösteriyor. Yeni evlerin tamamlanmasının ardından nüfusun önemli ölçüde artması beklenirken, mahallede ne bir aile hekimi ne de bir diş kliniği bulunuyor. Ayrıca, çocukların eğitim görebileceği yeni bir okul binası da henüz planlanmış değil. Sakinler, belediyenin konut projelerine onay verirken altyapıyı ihmal ettiğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Robroyston, Glasgow'un kuzeydoğusunda yer alan ve son yıllarda hızla büyüyen bir yerleşim bölgesi. Bölgedeki inşaat patlaması, şehir merkezine yakınlığı ve doğal güzellikleri nedeniyle talebi artırdı. Ancak, 2000 yeni konutun yanı sıra okul, sağlık ocağı ve toplu taşıma gibi olanakların sağlanmaması, sakinleri zor durumda bırakıyor. Yerel bir aktivist olan Sarah McLeod, “Burada yaşayan aileler çocuklarını okula göndermek için kilometrelerce yol yapmak zorunda kalıyor. En yakın hastane 30 dakika uzaklıkta” dedi. Belediye yetkilileri ise altyapı yatırımlarının konut projeleriyle eş zamanlı olarak planlandığını, ancak bütçe kısıtlamaları nedeniyle gecikmeler yaşandığını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Robroyston'daki bu durum, Birleşik Krallık genelinde konut kriziyle mücadele eden birçok bölge için tipik bir örnek teşkil ediyor. Hükümet, konut arzını artırmak için büyük projelere izin verirken, belediyelerin altyapıyı finanse edecek kaynakları bulunmuyor. Bu dengesizlik, uzun vadede sosyal eşitsizlikleri derinleştirme riski taşıyor. Avrupa genelinde de benzer sorunlar yaşanıyor; özellikle büyük şehirlerin çevresinde hızla büyüyen banliyöler, temel hizmetlerin sağlanmasında zorluklarla karşılaşıyor. Küresel ölçekte ise kentleşme ve nüfus artışı, altyapı yatırımlarının konut inşaatına yetişmesini giderek güçleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de büyükşehirlerin çevresinde benzer bir konut-altyapı dengesizliği gözlemleniyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentlerde hızla yayılan yeni yerleşim alanlarında okul, sağlık ocağı ve ulaşım eksiklikleri sıkça gündeme geliyor. Robroyston örneği, planlama süreçlerinde altyapının konutla eşgüdümlü ele alınmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye’deki belediyeler ve TOKİ benzeri kurumlar, bu tür projelerde sosyal donatı alanlarını ihmal etmemeli; aksi halde uzun vadede sosyal maliyetler artabilir. Ayrıca, kamu hizmetlerinin finansmanı için merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında daha etkin bir işbirliği gerekiyor.