ABD merkezli LGBTQ+ hakları örgütü GLAAD'ın Başkanı ve CEO'su Sarah Kate Ellis, yapay zeka (AI) sistemlerinin eğitildiği veri setlerindeki önyargıların, LGBTQ+ bireylere yönelik zararlı stereotipleri pekiştirdiğini ve bu topluluk hakkında yanlış bilgilerin yayılmasına yol açtığını söyledi. Ellis, Axios'a verdiği özel röportajda, AI'nın mevcut haliyle LGBTQ+ toplumu için ciddi bir risk oluşturduğunu ve bu sorunun acilen ele alınması gerektiğini vurguladı.
AI Sistemlerindeki Önyargı ve LGBTQ+ Toplumu Üzerindeki Etkileri
GLAAD'ın CEO'su, yapay zeka algoritmalarının genellikle tarihsel verilerle eğitildiğine dikkat çekti. Bu veriler, toplumdaki mevcut önyargıları ve ayrımcılığı yansıtabiliyor. Örneğin, yüz tanıma sistemlerinin LGBTQ+ bireyleri yanlış cinsiyetlendirmesi veya doğal dil işleme modellerinin homofobik ve transfobik ifadeleri öğrenmesi bu sorunun somut örnekleri arasında. Ellis, "AI, toplumun bir aynasıdır ve biz o aynaya baktığımızda, en kötü önyargılarımızı görüyoruz" dedi.
GLAAD, geçtiğimiz yıl yayımladığı bir raporda, AI destekli işe alım sistemlerinin, konut kredisi başvurularının ve sağlık hizmeti triaj sistemlerinin LGBTQ+ bireylere karşı ayrımcılık yapabileceğini ortaya koydu. Rapora göre, bir AI modeli, geçmiş verilerde LGBTQ+ bireylerin işe alınma oranlarının düşük olması nedeniyle, bu grubu sistematik olarak eleyebiliyor. Benzer şekilde, konut kredisi değerlendirmelerinde, LGBTQ+ çiftlerin başvuruları, heteroseksüel çiftlere kıyasla daha olumsuz sonuçlanabiliyor.
Ellis, bu durumun yalnızca bireysel hak ihlallerine yol açmakla kalmadığını, aynı zamanda LGBTQ+ toplumunun ekonomik ve sosyal fırsatlara erişimini de kısıtladığını ifade etti. "Yapay zeka, hayatımızın her alanına sızıyor: işe alımdan sağlık hizmetlerine, barınmadan adalete kadar. Eğer bu sistemler önyargılı verilerle eğitilirse, LGBTQ+ bireyler için sistemik ayrımcılık dijital çağda da devam edecek" dedi.
Küresel Boyut ve Düzenleme Çağrıları
AI önyargısı, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde bir endişe kaynağı. Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası, yüksek riskli AI sistemlerine yönelik düzenlemeler getirirken, LGBTQ+ hakları örgütleri bu yasanın yeterince kapsamlı olmadığını savunuyor. GLAAD, ABD'deki eyalet ve federal düzeyde AI sistemlerinin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini artıracak yasaların çıkarılması için kampanya yürütüyor.
Teknoloji şirketleri ise sorunu kabul etmekle birlikte, çözümün zaman alacağını belirtiyor. Google, Microsoft ve OpenAI gibi şirketler, AI modellerindeki önyargıyı azaltmak için çeşitli araştırma ekipleri kurdu. Ancak Ellis, kurumsal çabaların yeterli olmadığını ve bağımsız denetim mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini söylüyor. "Şirketlerin kendi kendini düzenlemesi, tarihsel olarak pek işe yaramadı. Bağımsız uzmanların, sivil toplum kuruluşlarının ve etik kurullarının AI sistemlerini denetlemesi şart" diye konuştu.
GLAAD, ayrıca AI geliştiricilerinin LGBTQ+ temsilini artırmak için veri setlerini çeşitlendirmesi ve topluluk üyelerinin sürece dahil edilmesi çağrısında bulunuyor. Ellis, "Teknoloji geliştiricileri, masaya oturttukları kişilerin çeşitliliğine dikkat etmeli. LGBTQ+ bireyler olmadan LGBTQ+ bireyler için çözüm üretemezsiniz" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de yapay zeka kullanımı hızla yaygınlaşırken, AI sistemlerindeki önyargı konusu henüz kamuoyunda yeterince tartışılmıyor. Oysa Türkiye'deki LGBTQ+ bireyler, mevcut sosyal ve hukuki koşullar nedeniyle zaten ayrımcılığa maruz kalıyor. Yapay zeka destekli sistemlerin (örneğin işe alım platformları, sağlık hizmetleri) önyargılı verilerle eğitilmesi, bu ayrımcılığı dijital ortamda derinleştirebilir. Türkiye'nin, AB'nin Yapay Zeka Yasası gibi düzenlemeleri yakından takip etmesi ve ulusal bir AI etik çerçevesi oluşturması, hem insan hakları ihlallerini önlemek hem de AB ile uyum sürecinde avantaj sağlamak açısından kritik önem taşıyor.