Akıllı saatler, fitness bileklikleri ve diğer giyilebilir cihazlar, kalp atış hızından uyku düzenine, adım sayısından kan oksijen seviyesine kadar onlarca sağlık metriği sunuyor. Ancak uzmanlar, bu verilerin yalnızca birkaçının gerçekten tıbbi anlam taşıdığı ve çoğunun yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Kaliforniya merkezli bir araştırma şirketinin 2024 verilerine göre, dünya genelinde 1,2 milyar insan düzenli olarak giyilebilir teknoloji kullanıyor ve bu rakamın 2028'e kadar 1,9 milyara ulaşması bekleniyor. Ancak kullanıcıların büyük bir kısmı, bu cihazların sağladığı bilgileri nasıl yorumlayacağını bilmiyor.
Hangi veriler tıbbi açıdan değerli?
Harvard Tıp Fakültesi'nden kardiyolog Dr. Thomas Lee, giyilebilir cihazların en güvenilir verisinin nabız ve adım sayısı olduğunu belirtiyor: “Kalp atış hızı ve fiziksel aktivite miktarı, genel sağlık durumu hakkında kabaca fikir verebilir. Ancak uyku evreleri, kan oksijen seviyesi veya stres ölçümleri gibi daha karmaşık metrikler, çoğu zaman tıbbi cihazlarla kıyaslandığında yanıltıcı çıkıyor.” Özellikle uyku takibi, birçok cihazda farklı algoritmalar kullandığı için kullanıcılar arasında kafa karışıklığına yol açıyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin 2023 raporu, giyilebilir cihazlardaki uyku süresi ölçümlerinin gerçek uyku süresinden ortalama 30-45 dakika saptığını ortaya koydu. Benzer şekilde, kan oksijen seviyesi ölçümleri (SpO2), klinik oksimetrelerle karşılaştırıldığında %5-10 hata payı taşıyor.
Öte yandan, bazı metrikler erken uyarı sistemi olarak işe yarayabilir. Örneğin, Apple Watch ve Fitbit gibi cihazların elektrokardiyogram (EKG) özelliği, atriyal fibrilasyon gibi ritim bozukluklarını tespit edebiliyor. Stanford Üniversitesi'nin 2022'de yaptığı bir çalışma, bu cihazların atriyal fibrilasyonu %95 oranında doğru tespit ettiğini gösterdi. Ancak Dr. Lee, bu tür cihazların tanı koymak için değil, yalnızca bir doktora danışma ihtiyacını işaret etmek için kullanılması gerektiğini vurguluyor: “Giyilebilir cihazlar, doktorun yerini alamaz; ancak hasta ile doktor arasında bir iletişim köprüsü olabilir.”
Veri karmaşası ve kullanıcı davranışları
Piyasada yüzlerce farklı giyilebilir cihaz bulunuyor ve her biri farklı sensörler, algoritmalar ve yazılımlar kullanıyor. Bu durum, aynı kişinin farklı marka cihazlarla farklı sonuçlar almasına neden oluyor. Avrupa Tüketici Örgütü'nün (BEUC) 2024'te yayımladığı bir araştırma, test edilen 15 farklı akıllı saatin kalori yakma hesaplamalarında %20-45 arasında farklılık olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu tür verilere aşırı güvenmenin, sağlıksız davranışlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Örneğin, yanlış kalori ölçümü nedeniyle gereğinden fazla yemek yiyen veya az uyuduğu halde cihazının aksini söylemesiyle yeterli dinlendiğini düşünen kullanıcıların sayısı artıyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2023 tarihli bir raporu, giyilebilir cihaz kullanıcılarının %40'ının cihazlarının verilerine dayanarak doktor ziyaretlerini ertelediğini veya iptal ettiğini gösteriyor. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan bireylerde risk oluşturuyor. Uzmanlar, kullanıcıların bu cihazlardan aldıkları verileri mutlaka bir sağlık profesyoneliyle paylaşması gerektiğini belirtiyor.
Küresel düzenleme çağrıları
Avrupa Birliği, 2025 yılına kadar giyilebilir cihazlar için ortak bir veri standardı oluşturmayı planlıyor. Bu kapsamda, tıbbi iddia taşıyan tüm cihazların en azından CE işareti ve beraberinde bağımsız test raporları sunması zorunlu hale getirilecek. ABD'de ise Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yalnızca EKG ve atriyal fibrilasyon tespiti gibi doğrudan tıbbi tanıya yardımcı olan özellikleri onaylıyor. Ancak piyasadaki birçok cihaz, FDA onayı olmadan sağlıkla ilgili iddialarda bulunabiliyor.
Asya pazarında ise Çin, 2024'te giyilebilir cihazlar için ulusal bir sağlık verisi standardı yayımladı. Bu standart, özellikle kan basıncı ve kan şekeri ölçümlerinin doğruluğunu artırmayı hedefliyor. Çin merkezli Huawei ve Xiaomi gibi şirketler, bu standartlara uyum sağlamak için yeni modeller geliştiriyor. Uzmanlar, bu tür düzenlemelerin küresel çapta yaygınlaşmasının, kullanıcıların daha güvenilir verilere ulaşmasını sağlayacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, giyilebilir teknoloji pazarında hızla büyüyen bir pazar konumunda. 2024 verilerine göre, ülkede yaklaşık 15 milyon akıllı saat kullanıcısı bulunuyor ve bu sayı her yıl %20 artıyor. Ancak Türkiye'de henüz giyilebilir cihazlar için özel bir veri standardı veya düzenleme bulunmuyor. Sağlık Bakanlığı'nın e-Nabız sistemi, bazı cihazlardan gelen verileri kabul etmekle birlikte, bu verilerin doğruluğu konusunda resmi bir denetim mekanizması yok. Bu durum, kullanıcıların yanıltıcı verilere dayanarak yanlış sağlık kararları almasına yol açabilir. Küresel düzenlemelerin Türkiye'ye de uyarlanması, hem tüketici güvenliği hem de sağlık sisteminin veri kalitesi açısından kritik önem taşıyor.