Long Island'da 2010 yılında bulunan ve üç yıl süren soruşturmanın ardından 2023'te tutuklanan Gilgo Beach seri katili Rex Heuermann'ın hapishane hayatı, kamuoyunun merakını cezbetmeye devam ediyor. New York'taki bir cezaevinde tutulan Heuermann, ünlü ‘Mutlu Yüzlü Katil’ (Happy Face Killer) lakaplı Keith Hunter Jesperson ile bir süre mektuplaştı. Heuermann, aralarında başka seri katillerin de bulunduğu mahkumlarla yazışmalar yaparken, aynı zamanda suç romanları okuyarak vakit geçiriyor. Hakkında on kadını öldürdüğü iddia edilen Heuermann'ın bu yazışmaları, psikologlar ve kriminologlar tarafından yakından inceleniyor.
Cezaevi Yazışmaları ve ‘Mutlu Yüzlü Katil’
Rex Heuermann'ın Keith Hunter Jesperson ile yazışması, 2024 yılının başlarında başladı. Jesperson, 1990'larda ABD'nin batı eyaletlerinde en az sekiz kadını öldürmekten hüküm giymişti. ‘Mutlu Yüzlü Katil’ lakabını, cinayetlerinin ardından polise ve gazetelere gönderdiği mektupların altına gülen bir yüz çizmesiyle almıştı. Heuermann'ın Jesperson'a yazdığı mektuplar, medyaya yansıdığı kadarıyla, iki katil arasında suçlarına dair detaylı konuşmalar içermiyor. Ancak Heuermann'ın hapishane arkadaşlarına göre, bu yazışmalar onun dikkatini dağıtmak ve yalnızlığını gidermek için bir yol olabilir. Heuermann'ın avukatları ise müvekkilinin mektuplarının, cezaevi psikolojik danışmanlık sürecinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Heuermann, ayrıca diğer seri katillerle de yazışmış olabilir. Hapishane kayıtlarına göre, Heuermann'ın mektup listesinde en az üç isim daha bulunuyor, ancak bu isimler kamuoyuna açıklanmadı. Cezaevi yetkilileri, bu tür yazışmaların güvenlik açısından risk oluşturabileceğini, ancak yasal olduğu sürece engellenmediğini ifade ediyor. Heuermann'ın bu mektuplar aracılığıyla kendini daha üstün görmeye çalıştığı veya pişmanlık duymadığı yönünde psikolojik yorumlar yapılıyor.
Suç Romanları ve Hobi Olarak Okuma
Heuermann'ın hapishanedeki en büyük uğraşlarından biri de okumak. Özellikle suç romanları ve kriminal psikoloji kitaplarına ilgi duyuyor. Kütüphane kayıtlarına göre, Heuermann son bir yılda yaklaşık 50 kitap okudu. Bunlar arasında Thomas Harris'in ‘Kuzuların Sessizliği’ ve ‘Hannibal’ gibi eserleri de yer alıyor. Heuermann'ın bu kitapları okuyarak kendi suçlarına dair bir tür analiz yaptığı veya kendini eğittiği düşünülüyor. Ancak kitapların içeriği, hapishane yönetimi tarafından önceden denetleniyor. Heuermann'ın avukatı, müvekkilinin okumanın yanı sıra resim yapmakla da ilgilendiğini, ancak bu hobisinin hapishane koşulları nedeniyle kısıtlı olduğunu belirtti.
Heuermann'ın bu alışkanlıkları, medyada geniş yer buldu. Bazı kriminologlar, Heuermann'ın suç romanları okuyarak kendi psikolojisini anlamaya çalıştığını, ancak bunun bir tür ‘zevk alma’ biçimi olabileceğini söylüyor. Diğer yandan, Heuermann'ın bu kitapları okuyarak polis tekniklerini öğrenmeye çalıştığı yönünde endişeler de var; ancak hapishane güvenliği açısından bu kitapların kontrolü sıkı tutuluyor.
Dava Süreci ve Kamuoyu Tepkisi
Rex Heuermann, 2023 yılının temmuz ayında tutuklandı ve kendisine üç kadının öldürülmesiyle ilgili suçlamalar yöneltildi. Daha sonra yapılan DNA testleri ve diğer delillerle birlikte, Heuermann'ın toplam on kurbanla bağlantılı olduğu düşünülüyor. Dava süreci Devam ediyor ve Heuermann'ın avukatları suçlamaları reddediyor. Heuermann'ın mektuplaştığı diğer seri katillerin ifadeleri, dava sürecinde delil olarak değerlendirilebilir. Ancak şu ana kadar bu yazışmalar mahkemeye taşınmadı. Kamuoyu, Heuermann'ın hapishanedeki yaşamına büyük ilgi gösteriyor; özellikle de diğer katillerle kurduğu iletişim, infial yaratıyor. Kadın cinayetleri mağdurlarının aileleri, bu tür yazışmaların kurbanlara saygısızlık olduğunu düşünüyor. Öte yandan, kriminologlar bu iletişimin, suçluların psikolojisi hakkında önemli bilgiler sunabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gilgo Beach katili Heuermann'ın hapishane hayatı, Türkiye'de de benzer vakaların tartışılmasına neden olabilir. Türkiye'deki yüksek güvenlikli cezaevlerinde, mahkumların yazışma hakları ve kitap okuma alışkanlıkları sıkı denetim altında. Ancak bu tür olaylar, cezaevi psikolojisi ve suçluların rehabilitasyonu konularında kamuoyunda farkındalık yaratıyor. Türkiye'de de seri katillerin cezaevi içi iletişimlerinin sınırlandırılması, güvenlik açısından önem taşıyor. Ayrıca, Türk hapishanelerinde suç romanlarına erişimin kısıtlanması yönünde tartışmalar yaşanabilir. Küresel ölçekte bu dava, adalet sistemlerinin suçluların hakları ile kamu güvenliği arasındaki dengeyi nasıl kurması gerektiğine dair bir örnek teşkil ediyor.