ABD'de Sosyal Güvenlik sistemi uzun süredir finansal sürdürülebilirlik kriziyle karşı karşıya. Bloomberg Opinion yazarı ve ekonomist Kathryn Anne Edwards, bu soruna yönelik çarpıcı bir çözüm önerisi sundu: gig ekonomisinin yani serbest çalışma ve platform tabanlı işlerin sisteme entegre edilmesi. Edwards'a göre, mevcut sistemin en büyük sorunlarından biri, geleneksel istihdam dışında kalan milyonlarca çalışanın Sosyal Güvenlik kapsamı dışında olması. Bu durum hem bireysel emeklilik güvencesini tehdit ediyor hem de sistemin gelir tabanını daraltıyor.
Gig Ekonomisinin Sosyal Güvenlik Potansiyeli
Kathryn Anne Edwards, gig ekonomisinin büyümesinin aslında bir tehdit değil, fırsat olduğunu savunuyor. ABD'de serbest çalışanların sayısı 60 milyonu aşarken, bu kitlenin Sosyal Güvenlik sistemine dahil edilmemesi hem bireylerin geleceğini riske atıyor hem de sistemin aktüeryal dengesini bozuyor. Edwards, platform ekonomisinin dijital altyapısının, mikro ödemeler ve otomatik kesintiler için ideal bir ortam sunduğuna dikkat çekiyor. Örneğin, Uber, DoorDash veya Upwork gibi platformlarda kazanılan her doların küçük bir yüzdesinin otomatik olarak Sosyal Güvenlik fonuna yönlendirilmesi mümkün. Bu sayede hem çalışanlar emeklilik primlerini birikmiş olacak hem de sistemin gelir havuzu genişleyecek.
Edwards'ın önerisi, geleneksel işveren temelli modelin ötesine geçiyor. Şu an ABD'de Sosyal Güvenlik vergileri, işveren ve çalışan arasında eşit olarak paylaşılıyor. Gig ekonomisinde ise işveren kavramı bulanıklaştığı için bu vergilendirme yapılamıyor. Ekonomist, platformların bir tür aracı işveren rolü üstlenerek, kullanıcıların kazançları üzerinden kesinti yapmasını ve bu kesintileri devlete aktarmasını öneriyor. Bu, özellikle düşük gelirli serbest çalışanlar için bir zorunluluk değil, bir tasarruf olanağı olarak kurgulanabilir.
Küresel Bir Model mi?
Gig ekonomisinin Sosyal Güvenlik sistemlerine entegrasyonu sadece ABD için değil, benzer sorunlar yaşayan tüm gelişmiş ekonomiler için bir model olabilir. Avrupa Birliği'nde de platform çalışanlarının sosyal güvencesi tartışma konusu. Örneğin, Fransa'da 2022'de çıkarılan bir yasa, platform çalışanlarının asgari bir sosyal korumaya sahip olmasını zorunlu kılıyor. Ancak Edwards'ın önerisi, bu korumayı daha otomatik ve yaygın hale getirerek sistemin sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefliyor. Eğer ABD bu modeli başarıyla uygularsa, diğer ülkeler de benzer adımlar atabilir. Bu aynı zamanda küresel eşitsizliği azaltma potansiyeli taşıyor, çünkü gig ekonomisi düşük gelirli gruplar arasında yaygın.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir tartışma, özellikle kurye, nakliye platformları ve freelance çalışanlar bağlamında gündeme geliyor. Türkiye'de sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olmayan serbest çalışan sayısının milyonları bulduğu tahmin ediliyor. Gig ekonomisinin sisteme entegrasyonu, Türkiye'nin kayıt dışı istihdamla mücadelesine katkı sağlayabilir ve SGK'nın prim tabanını genişleterek sürdürülebilirliğini artırabilir. Ancak mevcut yasal düzenlemeler, platform çalışanlarının statüsünü netleştirmediği için uygulama zor görünüyor. Türkiye, Edwards'ın önerisini kendi koşullarına uyarlayarak, hem çalışanları koruyabilir hem de sosyal güvenlik sisteminin açığını kapatmaya katkı sunabilir. Bu gelişme, küresel ekonominin dönüşümüne ayak uydurma açısından da kritik.