Eski Nissan Motor Co. CEO'su Carlos Ghosn, yatırımcıların kendisini Japon otomotiv devinin başına geri getirme çağrılarının, şirketin son dönemdeki zayıf mali sonuçlarına duyulan memnuniyetsizliğin bir göstergesi olduğunu belirtti. Reuters'a konuşan Ghosn, Nissan'ın 2025 Mart'ta sona erecek mali yılda operasyonel kârında beklenen %11,7 düşüşe ve düşük karlılık oranına dikkat çekerek, bu durumun hissedarların şirketin mevcut yönetimine olan güvenini sarstığını ifade etti. Ghosn, 2018'de mali usulsüzlük suçlamalarıyla Japonya'da tutuklanmış, 2019'da ise ülkeden kaçarak Lübnan'a sığınmıştı. Yatırımcı forumlarında bazı kesimlerin Ghosn'un liderliğindeki dönemde Nissan'ın daha karlı olduğunu savunması, şirketin içinde bulunduğu yönetim krizini bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı: Ghosn'un Mirası ve Nissan'ın Krizi
Carlos Ghosn, 1999-2018 yılları arasında Nissan'ı iflasın eşiğinden kurtaran ve Renault-Nissan-Mitsubishi ittifakını kuran efsanevi bir yönetici olarak kabul edilirken, Aralık 2018'de Tokyo Savcılığı tarafından mali tablolarda gelirini eksik bildirmekle suçlanmıştı. Tutuklanmasının ardından tüm görevlerinden alınan Ghosn, 2019'da bir müzik aleti kutusu içinde Japonya'dan kaçarak uluslararası bir skandala imza atmıştı. Ghosn halen Lübnan'da yaşamakta ve hakkındaki suçlamaları reddetmektedir.
Nissan, Ghosn sonrası dönemde CEO Makoto Uchida liderliğinde karlılık ve pazar payı kaybıyla mücadele ediyor. Şirket, 2023'te elektrikli araç dönüşümünde rakiplerinin gerisinde kalması ve Çin pazarındaki satış düşüşü nedeniyle zor günler geçiriyor. 2024 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçları, operasyonel kârın yıllık bazda %11,7 düşüşle 1,3 milyar dolara gerileyeceğini öngörüyor. Bu durum, yatırımcıların şirketin stratejisini sorgulamasına ve Ghosn'a dönüş çağrıları yapmasına neden oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Otomotiv Sektöründe Dönüşüm Rüzgarları
Ghosn'un yorumları, küresel otomotiv sektörünün elektrikli araç geçişi ve Çin pazarındaki sert rekabetle boğuştuğu bir dönemde geldi. Analistler, Nissan'ın Çin'deki yerel markalar karşısında pazar payı kaybetmesi ve Kuzey Amerika'da hibrit araç talebine yeterince hızlı yanıt verememesi nedeniyle zorlandığını belirtiyor. Ayrıca, Nissan-Renault-Mitsubishi ittifakı, 2023'te yeniden yapılandırma anlaşması imzalamış olsa da, ortaklık dinamikleri halen netlik kazanmış değil. Ghosn, ittifakın potansiyelini kullanamadığı ve Çin'deki varlığının zayıfladığı eleştirisini yaparken; diğer yandan, Japonya'da yabancı yöneticilere yönelik adli sistemin şeffaflığı tartışmaları da gündemdeki yerini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nissan'ın yaşadığı yönetim ve karlılık krizi, Türkiye'de otomotiv sektöründe faaliyet gösteren yan sanayi ve tedarik zinciri açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, Renault ve Nissan için önemli bir üretim üssü konumunda olup, Oyak-Renault ortaklığıyla Bursa'da üretim yapmaktadır. Şirketin küresel stratejisinde yaşanacak bir değişiklik, Türkiye'deki yatırım kararlarını ve tedarik zincirini etkileyebilir. Ayrıca, Ghosn vakası, Türk iş dünyasında kurumsal yönetim ve yönetici hesap verebilirliği konularında uluslararası bir örnek teşkil etmeye devam etmektedir. Türkiye'nin otomotiv ihracatında önemli bir yere sahip olması nedeniyle, küresel otomotiv devlerindeki bu tür yönetim krizleri dolaylı yoldan Türk ekonomisi için risk oluşturabilir.