İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf, ülkesinin savaşa hazır olması gerektiğini belirterek Batılı ülkeleri sözlerini tutmamakla suçladı. Ghalibaf'ın açıklamaları, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkandığı ve bölgede İsrail ile yaşanan gerginliğin arttığı bir dönemde geldi. Meclis Başkanı, yaptığı konuşmada, "Onlar sözlerini tutuyorlar mı? Hayır. O halde İran savaşa hazır olmalı" ifadelerini kullandı. Bu sözler, İran'ın üst düzey yetkililerinden gelen son tehdit değil; son aylarda Devrim Muhafızları komutanları da benzer açıklamalarla İsrail ve ABD'yi hedef almıştı.
Açıklamanın Arka Planı
Ghalibaf'ın açıklaması, İran'ın 2015 nükleer anlaşmasından (JCPOA) ABD'nin 2018'de tek taraflı çekilmesinin ardından yaşanan süreçte yapıldı. İran, anlaşmanın diğer taraflarıyla (Fransa, Almanya, İngiltere, Çin, Rusya) müzakereleri sürdürse de, ABD yaptırımlarının kaldırılması konusunda somut adım atılmadığını savunuyor. Ghalibaf, Batı'nın İran'a verdiği sözleri tutmadığını, bu nedenle İran'ın kendini savunmaya hazırlaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, İran'ın bölgesel güvenlik mimarisinde önemli bir aktör olduğunu ve askeri kapasitesini artırmaya devam edeceğini ima etti.
Bu açıklama, İran'ın son dönemdeki askeri tatbikatları ve silah programındaki ilerlemelerle birlikte değerlendirildiğinde, Tahran'ın caydırıcılık gücünü artırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. İran, balistik füze testlerini sürdürüyor ve insansız hava araçları (İHA) konusunda önemli mesafe kat etti. Batılı istihbarat kaynakları, İran'ın Rusya'ya İHA tedarik ettiğini ve bu teknolojiyi saha deneyiminde test ettiğini belirtiyor. Ghalibaf'ın sözleri, İran iç siyasetinde de muhafazakâr kanadın sertlik yanlısı tutumunu yansıtıyor. Meclis Başkanı, daha önce de ABD ile doğrudan görüşmelere karşı çıkmış ve nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için ABD'nin önce yaptırımları kaldırması gerektiğini savunmuştu.
İran'ın dini lideri Ali Hamaney de Batı'ya güvenilmemesi gerektiğini sık sık dile getiriyor. Bu bağlamda Ghalibaf'ın açıklamaları, rejimin resmi pozisyonuyla uyumlu. Ancak İran ekonomisi ağır yaptırımlar altında zorlanırken, halk arasında artan memnuniyetsizlik ve protestolar da yönetim üzerindeki baskıyı artırıyor. Ghalibaf'ın savaş hazırlığı vurgusu, bir yandan dış tehdit algısını canlı tutarak iç muhalefeti dizginlemeyi, diğer yandan Batı'ya karşı pazarlık gücünü artırmayı hedefliyor olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın savaşa hazırlık mesajları, Orta Doğu'da artan tansiyonun bir göstergesi. İsrail ile İran arasında son aylarda karşılıklı tehditler ve istihbarat savaşı hız kazandı. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri operasyon için hazırlık yapmakla suçlanıyor. İran ise İsrail'i bölgede istikrarsızlık yaratmakla eleştiriyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve Körfez ülkeleriyle yapılan güvenlik anlaşmaları da gerilimi artıran unsurlar arasında. Ghalibaf'ın açıklaması, İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek için askeri kartı kullanma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanabilir. Ancak bu tür sert söylemler, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatabilir ve yanlış hesaplamalarla çatışma riskini artırabilir.
Uluslararası toplum, İran'ın nükleer programı konusunda endişelerini sürdürüyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin şeffaflıktan uzak olduğunu ve denetimlerin kısıtlandığını belirtmişti. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer silah elde etme potansiyelinden endişe ederken, İran programının barışçıl olduğunu savunuyor. Ghalibaf'ın sözleri, bu hassas dönemde müzakerelerin geleceğini belirsizleştiriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi aktörler, İran ile ilişkilerini derinleştirerek ABD'nin yaptırım rejimini delmeye çalışıyor. Bu durum, küresel güç dengelerinde yeni kırılmalara işaret ediyor.
İran'ın savaş hazırlığı vurgusu, aynı zamanda bölgesel vekil güçler üzerinden yürüttüğü mücadelede caydırıcılık sağlama amacı taşıyor. Lübnan Hizbullahı, Suriye'deki milisler ve Yemen'deki Husiler, İran'ın bölgesel nüfuz ağının unsurları. Bu gruplar üzerinden İsrail ve Suudi Arabistan'a yönelik tehditler, İran'ın elini güçlendiriyor. Ancak son dönemde İsrail'in Suriye'deki İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırıları, bu dengeyi sarsıyor. Ghalibaf'ın açıklaması, bu vekil savaşında İran'ın geri adım atmayacağının sinyali olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın savaş hazırlığı mesajları, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, komşusu İran ile karmaşık bir ilişki ağına sahip: ekonomik işbirliği ve enerji ticareti sürerken, bölgesel konularda zaman zaman karşıt pozisyonlar alınabiliyor. İran'ın askeri gerilimi tırmandırması, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyebilir. Özellikle İran-İsrail hattındaki tansiyel, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD yaptırımları altındaki İran ile ticaret yapan Türk şirketleri, ikincil yaptırım riskiyle karşılaşabilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem Batı ile ilişkilerini korumak hem de İran ile diyaloğu sürdürmek durumunda. Bu açıklama, bölgesel barış için diplomatik çabaların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.