Birleşmiş Milletler, İsrail'i Filistin sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskı ve kısıtlamaları durdurmaya çağırdı. BM yetkilileri, İsrail'in Filistinli insan hakları örgütlerine yönelik artan müdahalelerinin, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtladığını belirterek, bu uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Çağrı, İsrail'in 7 Ekim 2023 sonrasında Filistin sivil toplumuna yönelik genişlettiği operasyonların ardından geldi.
Baskının Arka Planı
İsrail, uzun süredir Filistinli sivil toplum kuruluşlarını terörle ilişkilendirme iddiasıyla hedef alıyor. Özellikle 2021'de altı Filistinli insan hakları örgütünü "terör örgütü" ilan eden İsrail, bu örgütlerin ofislerini kapatmış ve çalışanlarına yönelik baskılarını artırmıştı. BM ve uluslararası insan hakları kuruluşları, bu suçlamaların somut delillerle desteklenmediğini defalarca dile getirdi. 7 Ekim sonrası dönemde ise İsrail, sivil toplum üzerindeki denetimini daha da sıkılaştırdı; birçok kuruluşa yönelik finansal kısıtlamalar getirildi, banka hesapları donduruldu ve bazı yöneticiler gözaltına alındı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İsrail'in bu uygulamalarının Filistin toplumunun sesini susturmaya yönelik sistematik bir çaba olduğunu belirtiyor. Örgüt, Filistinli STK'ların insani yardım, hukuki destek ve insan hakları izleme faaliyetlerinin engellenmesinin, zaten kırılgan olan Filistin toplumunu daha da zor durumda bıraktığını vurguluyor. BM yetkilileri, İsrail'in sivil toplumu hedef almasının Cenevre Sözleşmeleri'ne ve diğer uluslararası insancıl hukuk normlarına aykırı olduğunu hatırlatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Filistin sivil toplumuna yönelik baskısı, uluslararası alanda geniş yankı uyandırıyor. Avrupa Birliği ve birçok ülke, İsrail'in STK'lara yönelik eylemlerini kınamış durumda. Ancak ABD'nin bu konudaki tutumu daha temkinli; Washington, İsrail'in güvenlik gerekçelerini anladığını belirtmekle birlikte, sivil toplumun susturulmasının demokratik değerlerle bağdaşmadığını ifade ediyor. BM'nin çağrısı, İsrail'in uluslararası hukuk ihlalleri konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Son aylarda Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail yetkilileri hakkında soruşturma başlatması ve çeşitli BM organlarının raporları, İsrail'in sivil toplum üzerindeki baskısını belgeliyor.
Filistin sivil toplumu, BM'nin çağrısını memnuniyetle karşılarken, İsrail hükümeti henüz resmi bir yanıt vermedi. Uzmanlar, BM'nin çağrısının bağlayıcı olmadığını, ancak uluslararası kamuoyu üzerinde etkili olabileceğini ve İsrail'e yönelik yaptırım tartışmalarını yeniden alevlendirebileceğini belirtiyor. İsrail'in bu tür çağrıları genellikle reddettiği ve eleştirileri "tek taraflı" olarak nitelendirdiği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, İsrail'in Filistin sivil toplumuna yönelik baskılarını yakından takip ediyor. BM'nin çağrısı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ankara, Filistinli STK'ların korunması ve İsrail'in uluslararası hukuka uyması konusunda diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri ve Filistinli mültecilere yönelik desteği, İsrail'in sivil toplumu hedef almasıyla daha da önem kazanıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında Filistin meselesini canlı tutma stratejisini destekler nitelikte.