İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf, ülkesine yönelik son saldırılarda hayatını kaybeden İranlıların intikamını alacaklarını duyurdu. Ghalibaf, yaptığı açıklamada, “kibirli güçler” olarak nitelendirdiği ABD ve İsrail’i hedef alarak, bu ülkelerin İran’a karşı yürüttüğü düşmanca politikaların karşılıksız kalmayacağını söyledi. İran Meclis Başkanı’nın bu sözleri, İran’ın son haftalarda artan gerilim ortamında verdiği en sert tepkilerden biri olarak değerlendiriliyor. Ghalibaf’ın açıklamaları, özellikle İranlı askeri danışmanların Suriye’deki saldırılarda hayatını kaybetmesinin ardından geldi. İran, bu saldırılardan İsrail’i sorumlu tutarken, ABD’nin de bölgedeki varlığını tehdit olarak görüyor. Ghalibaf, “Şehitlerimizin kanı asla yerde kalmayacak. İntikamımız, bu suçları işleyenleri her yerde bulacaktır” ifadelerini kullandı. İran Meclis Başkanı’nın bu sözleri, ülke içinde milliyetçi duyguları körüklerken, bölgesel güç dengelerini de etkileyecek gibi görünüyor.
Gelişmenin Arka Planı: İran’a Yönelik Artan Tehditler
Ghalibaf’ın açıklamaları, İran’ın son dönemde karşı karşıya kaldığı bir dizi saldırının ardından geldi. İran Devrim Muhafızları’na bağlı askeri danışmanlar, Suriye’nin başkenti Şam yakınlarında düzenlenen bir hava saldırısında hayatını kaybetti. İran, bu saldırıdan İsrail’i sorumlu tutarken, ABD’nin de bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını savunuyor. Ayrıca İran’ın nükleer programına yönelik uluslararası baskılar da artarak devam ediyor. İran, son haftalarda uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığını duyurmuş, bu durum Batılı ülkelerin tepkisine neden olmuştu. Ghalibaf’ın “kibirli güçler” vurgusu, İran’ın geleneksel söyleminde sıkça kullanılan bir ifade olarak öne çıkıyor. Bu ifade, özellikle ABD ve müttefiklerine yönelik bir eleştiri olarak kabul ediliyor. İran, yıllardır ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını ve İsrail’in bölgesel faaliyetlerini “kibir” olarak nitelendiriyor. Ghalibaf’ın bu sözleri, İran’ın savunma doktrininde misilleme ve caydırıcılık politikasının önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. İran, geçmişte de benzer saldırılara füze saldırılarıyla karşılık vermişti. Özellikle 2020’de ABD’nin Bağdat’ta İranlı General Kasım Süleymani’yi öldürmesinin ardından, İran’ın Irak’taki ABD üslerine yönelik füze saldırısı düzenlemesi, bu politikanın en somut örneği olarak hafızalarda yer ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu’da Artan Gerilim
Ghalibaf’ın intikam söylemi, Ortadoğu’da zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırma potansiyeli taşıyor. Bölgede İran ile İsrail arasındaki gölge savaş, son yıllarda açık çatışmaya dönüşme tehlikesi gösteriyor. İran’ın Suriye’deki varlığı, İsrail tarafından kırmızı çizgi olarak görülürken, Tel Aviv yönetimi bu bölgede İran hedeflerine yönelik düzenli saldırılar gerçekleştiriyor. Öte yandan, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da İran için bir tehdit unsuru olmaya devam ediyor. İran, ABD’nin İran’ı çevreleme politikasının bir parçası olarak Körfez ülkeleriyle yakınlaşmasını da endişeyle takip ediyor. Ghalibaf’ın açıklamaları, Tahran yönetiminin iç siyasette de birleştirici bir söylem kullanma ihtiyacını yansıtıyor. İran’da artan ekonomik sorunlar ve protestolar, hükümeti milliyetçi ve dini söylemlerle toplumsal desteği pekiştirmeye itiyor. “İntikam” vurgusu, bu bağlamda İran halkının duygularını harekete geçirmeyi amaçlıyor. Ancak bu söylem, aynı zamanda İran’ı uluslararası toplumda daha da yalnızlaştırabilir. ABD ve İsrail, Ghalibaf’ın sözlerine sert tepki gösterirken, Birleşmiş Milletler de tarafları itidal çağrısında bulunuyor. Bölgede artan gerginlik, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditleri, petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oluyor. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan bir çatışma yaşanması halinde bunun bölgesel ve küresel sonuçlarının çok ağır olabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin komşusu İran ile olan ilişkileri açısından önem taşıyor. Türkiye, İran ile tarihsel olarak karmaşık bir ilişkiye sahip; bir yandan enerji ithalatında İran’a bağımlıyken, diğer yandan Suriye ve Irak’ta farklı çıkarlara sahip. Ghalibaf’ın intikam söylemi, bölgede tansiyonu yükselterek Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilir. Artan İran-İsrail gerilimi, Türkiye’nin sınırlarına yakın bölgelerde istikrarsızlığı artırabilir. Ayrıca, İran’a yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye’nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte denge politikası izlemeye çalışırken, aynı zamanda NATO müttefiki olarak ABD ve İsrail ile ilişkilerini de yönetmek zorunda. Ekonomik açıdan bakıldığında, İran ile artan gerilim, Türkiye’nin doğalgaz ve petrol ithalatında alternatif arayışlarını hızlandırabilir. Sonuç olarak, Ghalibaf’ın açıklamaları Türkiye’yi dolaylı da olsa etkileyecek bölgesel bir gelişmedir.