ABD Deniz Kuvvetleri'nin ileri konuşlu tek uçak gemisi USS George Washington (CVN-73) öncülüğündeki savaş grubu, Filipinler ile Çin arasında bu ay Güney Çin Denizi'ndeki birçok ihtilaflı deniz yapısında yaşanan çatışmaların ardından bölgeye intikal etti. Filipinler'in başkenti Manila'dan yapılan açıklamalara göre, George Washington Taşıyıcı Grev Grubu'nun (CSG) bölgedeki varlığı, mevcut gerilimin tırmandığı bir dönemde Washington'un müttefikine verdiği desteğin açık bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: İkinci Thomas Resifi ve Diğer İhtilaflı Bölgeler
Bu ayın başlarında, Filipinler ve Çin arasında İkinci Thomas Resifi (Ayungin Resifi) yakınlarında daha önce görülmemiş bir deniz çatışması yaşandı. Filipinler, söz konusu resifte demirli eski bir savaş gemisine erzak taşıyan takviye botlarına Çin Sahil Güvenlik gemilerinin su sıkma ve blokaj uyguladığını iddia etti. Çin ise operasyonun yasa dışı yerleşim faaliyetlerini engellemek için gerekli olduğunu savundu. Çatışmalar sırasında iki taraf da birbirini provokasyonla suçladı. Filipinler ordusu, Çin gemilerinin resife gidiş-geliş yapan takviye konvoyuna sık sık tehlikeli yaklaşımlar yaptığını ve su topları kullandığını bildirdi.
George Washington CSG'nin bölgedeki varlığı, bu olayların hemen ardından geldi. ABD 7. Filosu'na bağlı savaş grubu, yaklaşık 80 uçak gemisinin yanı sıra kruvazörler, muhripler ve denizaltı avcısı unsurlardan oluşuyor. Gemi, Japonya'nın Yokosuka kentindeki üssünden konuşlandırılmış durumda ve Pasifik'teki ABD askeri varlığının bel kemiğini oluşturuyor. Şu anda Güney Çin Denizi'nin uluslararası sularında seyreden savaş grubu, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine güvence vermeyi ve Çin'in aşırı deniz taleplerine karşı uluslararası hukukun üstünlüğünü vurgulamayı amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güç Dengeleri ve Uluslararası Hukuk
Söz konusu hareketlilik, Çin'in Dokuz Çizgili Hat olarak bilinen ve Güney Çin Denizi'nin büyük bölümünü kapsayan geniş deniz sınırı iddialarıyla bağlantılı. Çin, bu iddialarını tarihsel gerekçelere dayandırırken; Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan da bölgede hak iddia ediyor. Uluslararası hukuk ve özellikle 2016 tarihli Lahey Daimi Tahkim Mahkemesi'nin kararı, Çin'in iddialarını hukulsuz bulmuş olsa da Çin bu kararı tanımıyor. ABD, sık sık 'uluslararası suların serbest dolaşımı' ilkesine vurgu yaparak bölgede FON (Freedom of Navigation) operasyonları düzenliyor.
George Washington CSG'nin bölgeye gelişi, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Washington, müttefikleriyle yaptığı ortak tatbikatlar ve savaş gemisi konuşlandırmalarıyla Çin'in bölgedeki etkisine karşı bir denge unsuru oluşturmaya çalışıyor. Bu hamle, Japonya, Filipinler ve Avustralya gibi ABD müttefikleri tarafından memnuniyetle karşılanırken; Çin ise ABD'yi bölgeye istikrarsızlık getirmekle suçluyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Güney Çin Denizi'nin barış ve istikrarı bölge ülkelerinin ortak çabalarıyla sağlanmalıdır; dış güçlerin müdahalesi gerilimi artırmaktan başka işe yaramaz' açıklamasını yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel jeopolitik dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesinde ticaret yollarının güvenliği ve deniz hukuku alanlarındaki gelişmelere kayıtsız kalamaz. Özellikle Türkiye'nin doğal gaz arama faaliyetleri ve Doğu Akdeniz'deki hak iddiaları, uluslararası hukuka dayanmanın ve deniz yetki alanlarının önemini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, Güney Çin Denizi'nde yaşananlar, kıyı devletlerinin egemenlik hakları ile büyük güçlerin rekabeti arasındaki dengeye dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, denizlerde serbest ulaşım ve uluslararası hukukun üstünlüğünden yana bir duruş sergilemekte; bu ilkelerin küresel ölçekte savunulması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki tezlerini de dolaylı olarak güçlendirebilecek niteliktedir.