Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerin çoğu geçen yıl eğitime ayırdıkları bütçeden daha fazlasını dış borç ödemelerine harcadı. UNESCO’nun yayımladığı rapor, 113 ülkede çocukların eğitim hakkının borç servisi karşısında geri planda kaldığını ortaya koydu. Raporda, 18 ülkenin borç ödemeye eğitime kıyasla beş kat daha fazla kaynak ayırdığı belirtildi. Bu durum, küresel eğitim yardımlarının da azaldığı bir dönemde, kalkınma hedefleri açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Borç yükü eğitim bütçelerini nasıl etkiliyor?
UNESCO’nun raporuna göre, 2023 yılında gelişmekte olan ülkelerin dış borç ödemeleri toplam 3,2 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, bu ülkelerin eğitim harcamalarının yaklaşık iki katına denk geliyor. Özellikle Sahra Altı Afrika ve Güney Asya ülkelerinde borç servisi, eğitim bütçelerinin önüne geçmiş durumda. Raporda, 18 ülkede borç ödemelerinin eğitim harcamalarından beş kat daha fazla olduğu vurgulanıyor. Bu ülkeler arasında Zambiya, Mozambik ve Pakistan gibi yüksek borç yükü altındaki ülkeler öne çıkıyor.
Küresel eğitim yardımları da azalma eğiliminde. 2023’te uluslararası eğitim yardımları bir önceki yıla göre %7 düşüşle 5,8 milyar dolara geriledi. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin eğitim sistemlerini finanse etme kabiliyetini daha da zayıflatıyor. UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, “Borç ödemeleri eğitim yatırımlarını dışlıyor. Bu, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de kaybı” dedi.
Küresel boyut: Borç krizi ve kalkınma hedefleri
UNESCO’nun verileri, küresel borç krizinin eğitim gibi temel kamu hizmetlerini nasıl etkilediğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünya Bankası’na göre, gelişmekte olan ülkelerin toplam dış borcu 2023’te 9,8 trilyon dolara ulaştı. Bu borcun faiz ödemeleri, ülkelerin bütçelerinde önemli bir yer tutuyor. Eğitim harcamalarındaki bu kesintiler, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SKH) ulaşma çabalarını da sekteye uğratıyor. Özellikle SKH 4 kapsamında hedeflenen “kapsayıcı ve kaliteli eğitimin” sağlanması, artan borç yükü nedeniyle tehlikeye giriyor.
Rapor, bu durumun sadece ekonomi değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi istikrar açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Eğitimsiz nüfusun artması, yoksulluk döngüsünü derinleştiriyor ve toplumsal huzursuzluk riskini yükseltiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın borç yapılandırma çabaları, eğitim gibi sektörlerin korunmasını hedefliyor ancak çoğu zaman bu önlemler yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak benzer borç yükü baskılarıyla karşı karşıya. Merkezi yönetim bütçesinde eğitime ayrılan pay son yıllarda artırılsa da, dış borç ödemeleri önemli bir kaynak tahsisini gerektiriyor. Türkiye’nin 2023 dış borç servisi 23 milyar dolara yaklaşırken, eğitim harcamaları 12 milyar dolar seviyesinde. Bu rapor, Türkiye’nin borç yönetimini eğitim yatırımlarıyla dengelemesi gerektiğini gösteriyor. Bölgesel düzeyde, yüksek borç yükü altındaki komşu ülkelerde eğitimin aksamasının yaratacağı istikrarsızlık, Türkiye’nin güvenliğini ve ekonomisini de etkileyebilir. Bu nedenle, uluslararası borç yapılandırma mekanizmalarına aktif katılım ve eğitimde sürdürülebilir finansman modelleri geliştirilmesi önem kazanıyor.