NATO'nun Washington'da düzenlenecek zirvesi öncesinde Türkiye'de birçok şehirde, özellikle İstanbul ve Ankara'da, İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve silah şirketlerinin bu saldırılardan elde ettiği kârları protesto eden gösteriler düzenlendi. Göstericiler, NATO ülkelerinin İsrail'e askeri destek vermesini ve Filistin'de devam eden soykırıma ortak olmasını kınadı. Protestoların odağında, özellikle ABD merkezli silah şirketlerinin Gazze'de kullanılan silahları tedarik etmesi ve bu süreçten büyük kârlar elde etmesi yer aldı.
Protestoların arka planı ve katılımcılar
Gösterilere, aralarında Filistin dayanışma grupları, sol partiler, İslami sivil toplum örgütleri ve öğrenci topluluklarının da bulunduğu geniş bir yelpazeden katılım oldu. Eylemciler, 'NATO katil, çık git Filistin'den' ve 'Gazze'de soykırım var, sessiz kalma' sloganları attı. Özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği protestolarda, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında 40 bini aşkın Filistinlinin hayatını kaybettiği ve çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu kayıpların uluslararası toplum tarafından görmezden gelindiği vurgulandı.
Protestocular, NATO ülkelerinin İsrail'e askeri yardımını durdurmasını ve Gazze'ye derhal insani yardım koridoru açılmasını talep etti. Bazı gruplar, Türkiye'nin NATO'dan ayrılması gerektiğini savunurken, diğerleri ittifakın reforme edilmesi çağrısında bulundu. Eylemlerin NATO zirvesi öncesinde koordine edildiği ve benzer protestoların diğer NATO üyesi ülkelerde de planlandığı belirtildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki savaş, bölgesel dengeleri sarsarken, NATO ülkeleri arasında da derin görüş ayrılıklarına yol açtı. ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler İsrail'e askeri desteğini sürdürürken, Türkiye, İspanya ve Belçika gibi ülkeler ateşkes ve insani yardım çağrılarını daha güçlü bir şekilde dile getiriyor. Ancak Türkiye'nin NATO içindeki konumu, hem ittifakın güney kanadında kilit bir rol oynaması hem de Rusya ile ilişkileri nedeniyle karmaşık bir hal alıyor.
Protestoların zamanlaması, NATO'nun genişleme ve savunma harcamaları gibi konuları ele alacağı zirve öncesinde, ittifakın Filistin sorununa yaklaşımını sorgulatıyor. Özellikle silah şirketlerinin savaştan beslenmesi, NATO'nun 'savunma ittifakı' kimliğine gölge düşürüyor. Göstericiler, 'NATO'nun aslında bir savaş ittifakı olduğunu' ve 'silah lobisinin çıkarlarına hizmet ettiğini' iddia ediyor. Bu durum, küresel barış hareketleri içinde NATO karşıtlığını yeniden alevlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'deki NATO karşıtı protestolar, toplumun geniş kesimlerinde Filistin davasına duyulan hassasiyeti ve Batı karşıtlığını yansıtıyor. Ankara, resmi olarak NATO'nun önemli bir üyesi olmaya devam ederken, halk nezdinde ittifakın meşruiyeti sorgulanıyor. Bu durum, Türk dış politikasında çok yönlü bir denge arayışını zorunlu kılıyor: bir yandan NATO yükümlülükleri, diğer yandan İslam dünyası ve Rusya gibi farklı aktörlerle ilişkiler. Erdoğan hükümetinin hem NATO içinde kalma hem de Filistin konusunda sert söylem kullanma stratejisi, ulusal ve uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor. Protestoların büyüklüğü, siyasi karar alıcıları etkileyebilir ve Türkiye'nin NATO'daki rolüne dair tartışmaları alevlendirebilir.