İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden savaşı ve uyguladığı abluka, bölgedeki göğüs kanseri hastası kadınlar için hayati önem taşıyan sağlık hizmetlerine erişimi neredeyse imkânsız hale getiriyor. Al Jazeera'nın derlemesine göre, saldırılar nedeniyle hastanelerin büyük bölümü devre dışı kalırken, kemoterapi ve radyoterapi üniteleri hedef alındı; ilaç ve tıbbi malzeme stokları tükendi. Bu durum, kanser hastalığıyla mücadele eden yüzlerce kadının tedavisiz ve acı içinde yaşamını sürdürmesine neden oluyor. Kadınlar, tanıdan tedaviye, operasyondan takibe kadar sürecin her aşamasında ciddi engellerle karşı karşıya.
Gelişmenin arka planı
Gazze'de göğüs kanseri teşhisi konulan hastalar, savaşın başlamasından önce bile sınırlı olan sağlık olanaklarına erişmekte güçlük çekiyordu. 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından bölgeye yönelik tam abluka, gıda, su, elektrik ve yakıt gibi temel ihtiyaçların yanı sıra tıbbi yardımların da girişini engelledi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, Gazze'deki 36 hastanenin yalnızca üçte biri kısmen çalışıyor; kanser hastalarına hizmet veren birimlerin tamamı ya hasar gördü ya da işlevsiz duruma düştü. Kemoterapi ilaçları ve ağrı kesiciler dahil temel ilaçların stokları tükendi.
Kudret el-Heyye adlı bir göğüs kanseri hastası, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada, "Tedavi görmek için Gazze'de El-Şifa Hastanesi'ne gittim, ancak hastane bombalandı. Başka bir hastaneye yönlendirdiler, orada da elektrik ve ilaç yoktu. Kanser hücreleri vücudumda yayılıyor ve ben hiçbir şey yapamıyorum" dedi. Benzer bir durumda olan onlarca kadın, acılarını ve çaresizliklerini dile getiriyor. Uzmanlar, erken teşhis ve tedavi edilemeyen vakaların ilerleyerek ölümcül hale geldiğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Göğüs kanseri krizi yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda savaşın siviller üzerindeki yıkıcı etkisinin bir göstergesi. Uluslararası Kanser Kontrol Birliği (UICC) ve Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki durumu insani felaket olarak nitelendiriyor. Ateşkes çağrılarına rağmen çatışmaların devam etmesi, bölgedeki sağlık altyapısının tamamen çökmesine yol açtı. Kanser hastaları, tahliye edilseler bile tedavilerine devam edebilecekleri güvenli bir yere ulaşamıyor; Mısır sınır kapısı olan Refah'ın kapatılması, hastaların Gazze dışına çıkmasını engelliyor. Savaşın uzaması durumunda ölümlerin artması ve nesiller boyu sürecek sağlık sorunlarının ortaya çıkması kaçınılmaz görünüyor.
İsrail'in Gazze'deki saldırıları, uluslararası toplum tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suç iddialarıyla da gündeme geliyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivillerin hedef alınması ve tıbbi tesislerin vurulmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Öte yandan, göğüs kanseri gibi kanser türlerinin tedavisindeki aksama, savaşın sadece anlık değil, uzun vadeli etkilerine de işaret ediyor. Bölgesel istikrarı derinden sarsabilecek bir sağlık krizi, komşu ülkelerin de gündemine taşınıyor. Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, savaş mağduru hastalara kısmi destek sağlamaya çalışsa da, kaynaklarının sınırlı olduğu biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı duyarlılığını sık sık dile getiren ve bölgeye yardım ulaştıran ülkeler arasında yer alıyor. Türk Kızılay'ı ve AFAD'ın insani yardım çalışmaları, sağlık malzemeleri ve tıbbi ekipman ulaştırmayı hedefliyor. Ancak göğüs kanseri gibi özel sağlık hizmetlerinin uzun vadeli olarak desteklenmesi, Türkiye'nin insani diplomasi kapasitesini gösterebilir. Türk sivil toplum kuruluşlarının ve hastanelerinin, Gazze'deki kanser hastalarına yönelik tedavi programları başlatması, bölgesel dayanışmayı güçlendirebilir. Ayrıca bu durum, Türkiye'nin Filistin meselesindeki aktif tutumunu insani boyutta pekiştiren bir fırsat olarak da değerlendirilebilir. Öte yandan, Türkiye'nin sağlık sektöründeki tecrübesi, gelecekte bölgenin yeniden inşasında önemli bir rol oynayabilir.