İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde gerçekleştirdiği bir insansız hava aracı (drone) saldırısında bir Filistinlinin ölümüne yol açtı. Olay, yerel kaynaklara göre Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah bölgesinde meydana geldi. Saldırının hedefinin, İsrail ordusu tarafından 'şüpheli hareketler sergileyen' bir kişi olduğu belirtilirken, Filistinli kaynaklar ölen kişinin kimliğinin henüz tespit edilemediğini bildirdi. Bu son saldırı, İsrail-Filistin çatışmasının son haftalarda yeniden alevlendiği bir dönemde gerçekleşti. İsrail ordusu, drone saldırısının 'askeri bir operasyon kapsamında' yapıldığını ve hedefin 'terörist faaliyetlerde bulunduğu' iddia edilen bir kişi olduğunu açıkladı. Ancak Filistinli yetkililer, saldırının sivil bir hedefe yönelik olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Gazze Şeridi'nde son günlerde tırmanan gerilim, İsrail'in Batı Şeria'da gerçekleştirdiği baskınlar ve Gazze sınırında yaşanan çatışmalarla birlikte artış gösterdi. İsrail ordusu, özellikle Gazze'den atılan roketlere karşılık olarak hava saldırıları düzenliyor. Bu bağlamda, drone saldırıları da İsrail'in 'hedefli öldürme' taktiğinin bir parçası olarak öne çıkıyor. İsrail, drone saldırılarının 'hassas ve orantılı' olduğunu iddia ederken, Filistinli taraflar bu saldırıların sivil can kayıplarına yol açtığını ve uluslararası hukuk tarafından yasaklandığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2024 yılında Gazze'de en az 34 Filistinli İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Bu sayı, 2023 yılının aynı dönemine göre belirgin bir artışı işaret ediyor. Saldırının gerçekleştiği Deyr el-Belah bölgesi, daha önce de benzer olaylara sahne olmuştu. Geçen ay aynı bölgede bir İsrail hava saldırısında iki Filistinli genç hayatını kaybetmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Son drone saldırısı, İsrail-Filistin çatışmasının bölgesel ve küresel boyutlarını yeniden gündeme taşıdı. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, tarafları yeniden ateşkese çağırırken, ABD ve Avrupa Birliği'nden de itidal çağrıları geldi. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, güvenlik tehditlerine karşı 'sıfır tolerans' politikasını sürdüreceğini belirtiyor. Özellikle İran destekli Hamas ve İslami Cihad gibi grupların Gazze'den İsrail'e yönelik saldırılarını artırması, İsrail'in askeri tepkisini tetikliyor. Diğer yandan, Gazze'deki insani kriz derinleşiyor; BM'ye göre bölgede 2,2 milyon insanın yarısından fazlası gıda güvensizliği çekiyor. Bu saldırı, uluslararası toplumun Filistin meselesine olan ilgisini yeniden canlandırabilir. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yapılacak olası oturumlarda, İsrail'in orantısız güç kullandığı yönündeki eleştirilerin artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde geleneksel olarak Filistin halkının yanında yer almakta ve İsrail'in saldırılarını kınamaktadır. Bu son saldırı, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde yapacağı girişimlerle diplomatik bir boyut kazanabilir. Türkiye, ayrıca Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya devam etmekte ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için iki devletli çözümü savunmaktadır. Dolayısıyla, İsrail'in bu tür saldırıları Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerini etkileyebilir; özellikle İsrail ile son dönemdeki normalleşme sürecine rağmen, Ankara, Filistin halkının haklarını koruma konusundaki duruşunu net bir şekilde sürdürmektedir. Türkiye'nin, Mısır ve Katar ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları, bu tür olayların ardından daha da önem kazanmaktadır.