Gazze Şeridi'nde savaşın en acı yüzlerinden biri, bir babanın kaybettiği oğlunun cesedini bulmak için verdiği umutsuz mücadelede somutlaşıyor. 57 yaşındaki Ebu Muhammed, İsrail saldırılarında yıkılan evlerinin enkazı altında kalan 14 yaşındaki oğlu Ahmed'in cesedini haftalardır arıyor. Ancak altı dönümlük bir alana yayılan moloz yığını, arama çalışmalarını neredeyse imkansız hale getiriyor. Bu dramatik arayış, Gazze'de savaşın yol açtığı insani felaketin sadece küçük bir kesitini yansıtıyor. BM verilerine göre, bölgede milyonlarca ton enkaz altında binlerce cenaze bulunuyor. Enkaz kaldırma çalışmaları, ağır iş makinelerinin yetersizliği ve yakıt krizi nedeniyle son derece yavaş ilerliyor.
Gelişmenin arka planı
Gazze'de savaşın başlamasından bu yana geçen aylarda, İsrail bombardımanları nedeniyle on binlerce bina yıkıldı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Ancak ölü sayısının gerçekte çok daha yüksek olduğu düşünülüyor. Enkaz altında kalan binlerce ceset, hem kimlik tespitini zorlaştırıyor hem de salgın hastalık riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü, enkaz altında kalan cesetlerin ayrışması sonucu yeraltı sularına ve toprağa karışabilecek zehirli maddeler konusunda uyarıyor.
Ayrıca, enkaz kaldırma çalışmaları için gerekli olan ağır iş makinelerinin büyük kısmı savaşta tahrip oldu veya yakıt yetersizliği nedeniyle çalışamıyor. Yakıtın büyük bölümü hastaneler, su arıtma tesisleri ve fırınlar gibi temel ihtiyaçlar için kullanılıyor. Enkaz altında kalan cesetlere ulaşmak, çoğu zaman elle veya basit aletlerle yapılmaya çalışılıyor. Bu durum, arama kurtarma ekiplerinin fiziksel ve psikolojik olarak tükenmesine neden oluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki bu insani kriz, sadece Filistinlileri değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, savaşın yarattığı mülteci akını ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya. Uluslararası toplum, ateşkes çağrılarına rağmen somut adımlar atmakta gecikiyor. BM Güvenlik Konseyi'nde kabul edilen insani yardım kararları, sınırlı etki yaratıyor. Özellikle ABD'nin İsrail'e verdiği askeri ve diplomatik destek, çatışmanın sona erdirilmesini zorlaştırıyor.
Öte yandan, insani yardım kuruluşları, Gazze'ye gıda, su ve ilaç sevkiyatının artırılması için çaba gösteriyor. Ancak Refah Sınır Kapısı'nın kısmi açık olması ve İsrail'in sıkı denetimleri, yardımların yeterli düzeye ulaşmasını engelliyor. Savaşın uzaması, bölgede kalıcı bir istikrarsızlığa yol açma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin dış politika öncelikleri açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Ankara, Filistin davasına verdiği geleneksel destek doğrultusunda ateşkes çağrılarını sürdürüyor ve insani yardımları koordine ediyor. Ancak bölgede kalıcı barış sağlanamaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir. Ayrıca, Gazze'deki kriz, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle, Ankara'nın ateşkes için daha aktif bir diplomasi yürütmesi ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmesi bekleniyor.