Gazze Şeridi'nde, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin İsrail tarafından ihlal edildiği iddiasıyla binlerce Filistinli, Gazze City'deki Al-Şifa Hastanesi önünde bir araya geldi. Salı günü düzenlenen protesto, ulusal ve İslami grupların çağrısıyla gerçekleşirken, göstericiler İsrail'in anlaşmayı sistematik olarak çiğnediğini ve sivillerin korunması için acil uluslararası müdahale gerektiğini vurguladı. Ellerinde Filistin bayrakları ve “Ateşkesi koruyun, sivilleri öldürmeyin” yazılı dövizler taşıyan kalabalık, hava saldırılarının yeniden başladığını ve insani yardım koridorlarının kapatıldığını belirterek tepki gösterdi.
Protestoların arka planı ve tarafların duruşu
Gösteriye katılan Hamas yetkililerinden Mansur Abdülmecid, yaptığı açıklamada, "Ateşkes imzalandığından bu yana İsrail güçleri en az 14 ihlal gerçekleştirdi. Bunlar arasında sivil yerleşimlere yönelik hava saldırıları, balıkçı teknelerine ateş açılması ve tarım arazilerinin hedef alınması yer alıyor" dedi. İsrail tarafından ise resmi bir açıklama gelmezken, güvenlik kaynakları "işgal edilen bölgelerdeki meşru müdafaa hakkı" vurgusu yapıyor. Protestocular, özellikle Refah sınır kapısının insani yardımlara kapatılmasının ateşkesin temel maddelerini ihlal ettiğini savunuyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, Gazze'de 2,2 milyon insanın gıda ve temel sağlık hizmetine erişiminin kesintiye uğradığını rapor etti.
Al-Şifa Hastanesi önünde toplanan doktorlar, ateşkesin ardından yaralı sayısının azalmasına rağmen, son 48 saatte hastaneye ulaşan 30'dan fazla sivilin tedavi altına alındığını duyurdu. Gösteriye katılan Filistinli öğretmen Leyla Henuş, "Ateşkes bize nefes aldırmıştı ama şimdi yeniden bombalar patlıyor. Çocuklarımız uyuyamıyor. Uluslararası toplum neden sessiz?" diye sordu. Protestocular, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda varılan anlaşmanın maddelerinin uygulanması için taraflara baskı yapılmasını talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Siyasi dengeler ve insani kriz
Gazze'deki ateşkes ihlalleri, sadece bölgesel değil, küresel düzeyde de yankı uyandırdı. Mısır, Katar ve ABD'nin garantör olduğu anlaşmanın çökme riski, Arap dünyasında İsrail'e yönelik tepkileri tırmandırıyor. Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden üst düzey diplomatlar, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıma çağrısı yaptı. Öte yandan, İran destekli gruplar, ateşkesi 'İsrail'in yeni bir savaş hazırlığı' olarak yorumluyor ve bölgedeki gerginliğin tırmanmasından endişe ediliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Ateşkesin korunması her iki taraf için de hayati önem taşıyor. Sivillerin korunması önceliğimizdir" açıklamasını yaparken, insan hakları örgütleri İsrail'in ihlallerini kınayan raporlar yayımladı. Ekonomik cephede ise Gazze'nin yeniden inşası için taahhüt edilen milyarlarca dolarlık yardım fonu, ateşkesin kalıcı olmaması halinde askıya alınabileceği uyarısı yapılıyor. Bölgedeki enerji ve su krizi, ihlallerle birlikte derinleşirken, BM Dünya Gıda Programı, Gazze'deki açlık tehdidinin arttığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, geleneksel olarak Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor. Gazze'deki ateşkes ihlalleri, Ankara'nın bölgede arabuluculuk rolünü yeniden canlandırmasına ve insani yardım koridorlarının açılması için diplomatik girişimler başlatmasına yol açabilir. Türkiye, Mısır ve Katar'la koordineli bir şekilde hareket ederek, ateşkesin sürdürülmesi için baskı yapabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleşme süreci, bu gelişmelerden etkilenebilir. Türkiye tarafından yayınlanan ilk açıklamalar, sivillerin korunması ve insani ateşkesin devamı yönünde oldu. Ankara, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Gazze'ye acil yardım ulaştırmaya hazır olduğunu da sinyalledi. Önümüzdeki dönemde Türk dış politikası, Filistin meselesindeki tutarlı duruşuyla bölgesel bir denge unsuru olarak öne çıkabilir.