İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırıları ve açtığı ateş sonucu, aralarında 9 yaşındaki bir kız çocuğunun da bulunduğu 5 kişi hayatını kaybetti. Saldırılar, özellikle Gazze kentindeki Sabra mahallesini hedef alırken, çok sayıda sivilin de yaralandığı bildirildi. İsrail ordusu, bölgede 'terörist altyapıyı' hedef aldığını açıklasa da, saldırının detaylarına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşmadı. Görgü tanıkları, saldırıların yoğun nüfuslu bir bölgede gerçekleştiğini ve sivil kayıpların kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hamas arasında Kasım 2023'te imzalanan kırılgan ateşkes anlaşmasına rağmen, Gazze'deki gerilim zaman zaman tırmanıyor. Son haftalarda İsrail güçlerinin Batı Şeria'da düzenlediği baskınlar ve Gazze sınırında yaşanan çatışmalar, bölgedeki istikrarsızlığı artırıyor. Sabra mahallesine yönelik saldırı, ateşkesin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Filistinli yetkililere göre, 2023 Ekim'inden bu yana Gazze'de ölenlerin sayısı 40 bini aşmış durumda. Bunların önemli bir kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
Uluslararası toplum, sivillerin korunması çağrıları yaparken, İsrail'in askeri operasyonlarının meşruiyeti sıklıkla tartışma konusu oluyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanımı nedeniyle İsrail'i sık sık eleştiriyor. Ancak İsrail yönetimi, saldırıların hedefinin yalnızca militan gruplar olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'de yaşanan bu son saldırı, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltme potansiyeli taşıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri, sürekli olarak yeni şiddet olaylarıyla sekteye uğruyor. Öte yandan, İran destekli grupların bölgedeki varlığı ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, sivillerin korunması için de çağrı yapıyor. Ancak bu çağrıların somut bir sonuç doğurmadığı görülüyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında savaş suçu iddialarıyla soruşturma başlatması, durumu daha da karmaşık hale getirdi. Netanyahu'nun UCM kararlarını tanımadığını açıklaması, uluslararası hukukun uygulanabilirliği konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki şiddet olaylarını yakından takip etmekte ve Filistin halkının yanında yer aldığını her fırsatta dile getirmektedir. Ankara, İsrail'in orantısız güç kullanımını eleştirirken, uluslararası topluma sivillerin korunması için daha fazla sorumluluk çağrısı yapmaktadır. Türkiye'nin Mısır ve Katar ile koordineli şekilde yürüttüğü diplomatik girişimler, bölgede kalıcı bir ateşkesin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Öte yandan, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek, İslam dünyasındaki liderlik iddiasını güçlendirse de, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi yönündeki çabaları da sekteye uğratmaktadır. Bu nedenle, Türk dış politikası, hem insani kaygılar hem de bölgesel denge hedefleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışmaktadır.