İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları devam ederken, bölgede yaşayan insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gazze'de görev yapan doktor Munir el-Burş ve ailesinin, oğlunun beyaz kefene sarılı naaşı başında diz çöktüğü görüntüler, savaşın insani boyutunu gözler önüne seriyor. Bu görüntülerin eski bir videoya ait olduğu düşünülse de, aslında Aralık 2023'te çekildiği ve soykırımın başlangıcından sadece aylar sonrasına ait olduğu ortaya çıktı. Gazze'de her geçen gün artan can kaybı ve yıkım, uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektiriyor.
Gazze'de hayatını kaybedenler ve yaralılar
Gazze Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli sayısı 30 bini aştı. Bunların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Saldırılarda yaralananların sayısı ise 70 binin üzerinde. Gazze'deki hastaneler, artan yaralı sayısı ve tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle büyük zorluklarla çalışıyor. Doktor Munir el-Burş gibi sağlık çalışanları, hem kendi hayatlarını riske atarak hem de ailelerini kaybederek görevlerini sürdürmeye çalışıyor.
Gazze'de altyapı büyük ölçüde çökmüş durumda. Elektrik, su ve gıda gibi temel ihtiyaçlara erişim neredeyse imkansız. Birleşmiş Milletler, Gazze'de yaşayan 2,3 milyon insanın acil insani yardıma ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Ancak İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle yardımlar yeterince ulaştırılamıyor. Mısır sınırındaki Refah Kapısı'ndan giren sınırlı sayıda yardım aracı, ihtiyacı karşılamaktan çok uzak.
Uluslararası toplumun tutumu ve BM kararları
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Gazze'de acil ateşkes çağrısı yapan kararlar almaya çalışsa da, ABD'nin veto yetkisini kullanması nedeniyle bu çabalar sonuçsuz kaldı. BM Genel Kurulu'nda ise ateşkes çağrısı yapan kararlar büyük çoğunlukla kabul edildi, ancak bu kararlar bağlayıcı değil. Uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik baskılar artıyor; birçok ülke İsrail'e silah satışını durdurdu veya kısıtladı. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e karşı açtığı soykırım davası devam ediyor.
Gazze'deki insani kriz, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Lübnan Hizbullah'ı ile İsrail arasındaki çatışmalar, Kızıldeniz'de Husilerin ticari gemilere saldırıları, bölgede gerilimi artırıyor. İran ve İsrail arasındaki karşılıklı tehditler, savaşın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor. ABD, bölgeye uçak gemisi grupları ve ek askeri güç konuşlandırarak caydırıcılık sağlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en aktif diplomasi yürüten ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırımla suçlayarak ateşkes çağrılarını yineliyor; Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Ancak İsrail ile ticari ilişkilerin sürdüğü eleştirileri var. Gazze'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkiliyor. Bölgesel tırmanma, Türkiye'yi mülteci akını ve ekonomik dalgalanmalarla karşı karşıya bırakabilir. Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açılması ve kalıcı ateşkes için uluslararası baskıyı artırması kritik önem taşıyor.