İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaşın soykırım boyutuna ulaştığı yönündeki iddialar, ABD iç siyasetinde ve küresel kamuoyunda köklü değişimlere yol açıyor. Bu savaşın ABD'nin iç siyasetini ve geniş dünyayı temelden değiştirdiğini söylemek abartı olabilir; ancak kesin olan bir gerçek var: İsrail ve politikaları artık ABD'de ve dünyada eskisi gibi sınırsız onay ve destek görmüyor. Özellikle Demokrat Parti içinde ve genç seçmen nezdinde İsrail'e verilen koşulsuz desteğe yönelik eleştiriler her geçen gün artıyor.
Gelişmenin Arka Planı: ABD'de Değişen Dengeler
7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, on binlerce sivilin ölümüne ve bölgede eşi görülmemiş bir insani krize neden oldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail yetkilileri hakkında soykırım iddiasıyla soruşturma başlatması, Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan soykırım davası ve birçok ülkenin İsrail'e yönelik tutumunu değiştirmesi, ABD'nin geleneksel pozisyonunu sürdürmesini zorlaştırıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e askeri destek vermeye devam etse de, kamuoyu baskısı ve Kongre'deki tartışmalar politikaların sorgulanmasına yol açtı. Son aylarda yapılan anketler, Amerikalıların önemli bir kısmının İsrail'in eylemlerini soykırım olarak gördüğünü ve ABD'nin desteğinin azaltılması gerektiğini düşündüğünü gösteriyor. Özellikle üniversite kampüslerinde başlayan protestolar, Demokrat Parti içindeki genç kanadın ve ilerici grupların İsrail karşıtı tutumunu yansıtıyor. Bu durum, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Biden'ı zor durumda bırakıyor; çünkü hem İsrail yanlısı eski seçmen tabanını hem de Filistin yanlısı genç ve ilerici seçmenleri aynı anda memnun etmek giderek zorlaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sorgulanması, yalnızca iç siyasetle sınırlı değil. Küresel düzeyde, ABD'nin Orta Doğu'daki itibarı ve arabuluculuk kapasitesi zarar gördü. Birçok ülke, ABD'nin insan hakları söylemi ile İsrail'e desteği arasındaki çelişkiyi dile getiriyor. Avrupa'da da kamuoyu baskısı artmış durumda; bazı ülkeler İsrail'e silah satışını durdurdu veya kısıtladı. Uluslararası kurumlar nezdinde İsrail'e yönelik yaptırım çağrıları yükseliyor. Ayrıca, Gazze savaşı, ABD'nin küresel liderlik iddiasını da zayıflatıyor; Çin ve Rusya gibi aktörler, ABD'nin çifte standart uyguladığını savunarak nüfuz alanlarını genişletmeye çalışıyor. Orta Doğu'da ise İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasındaki normalleşme süreci sekteye uğradı; Suudi Arabistan, İsrail ile ilişkileri normalleştirmeyi askıya aldığını açıkladı. Bölgesel istikrar açısından, savaşın yayılma riski ve insani felaket, uluslararası toplumun acil müdahale çağrılarını artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle ve İsrail'e yönelik eleştirel tutumuyla bu süreçte önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. ABD iç siyasetindeki değişim, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik etkinliğini artırabilir; zira ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin sorgulanması, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar çağrılarını güçlendiriyor. Ayrıca, ABD'de Filistin yanlısı seslerin yükselmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir. Ekonomik açıdan, bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını etkileyerek Türkiye'yi de dolaylı yoldan etkiliyor. Türkiye, insani yardımlar ve diplomatik girişimlerle Gazze'deki krize çözüm ararken, ABD'nin tutumundaki değişim Türkiye'nin elini güçlendirebilir.