İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda son 24 saat içinde 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Orta Doğu haber sitesi Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan bilgilere göre, saldırılar Gazze'nin farklı bölgelerinde gerçekleşti. Hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz netleşmezken, İsrail tarafından yapılan açıklamada saldırıların "terör altyapısını hedef aldığı" öne sürüldü.
Saldırıların Arka Planı ve Ateşkes Çabaları
Gazze'deki son saldırılar, bölgede kırılgan bir ateşkesin sağlanmaya çalışıldığı bir dönemde meydana geldi. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla yürütülen müzakerelerde taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. İsrail, saldırıların Hamas'ın roket atma kapasitesini ve tünel ağını hedef aldığını iddia ederken, Filistinli gruplar İsrail'i sivil yerleşim yerlerini vurarak savaş suçu işlemekle suçluyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, son saldırılarda sivil altyapının da zarar gördüğünü ve insani yardım koridorlarının kapalı olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 Ekim ayından bu yana Gazze'de hayatını kaybeden Filistinli sayısı 40 bini aştı; bunların büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. İsrail ise aynı dönemde 1.200'den fazla İsraillinin öldüğünü ve 250'den fazlasının rehin alındığını açıkladı.
Son 24 saatteki ölümler, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya ve güneydeki Han Yunus kentlerinde yoğunlaştı. Yerel kaynaklar, İsrail savaş uçaklarının bir yerleşim binasını vurduğunu ve enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü aktardı. Filistin Sağlık Bakanlığı, saldırılarda yaralananların sayısının da arttığını ve hastanelerin ilaç ile yakıt sıkıntısı çektiğini duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki son gelişmeler, Orta Doğu'da tansiyonu yeniden yükseltti. Lübnan Hizbullahı, İsrail'in saldırılarını kınayarak direniş ekseninin yanında olduğunu yineledi. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları "soykırım" olarak nitelendirdi ve Müslüman ülkeleri ortak tavır almaya çağırdı. ABD yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamakla birlikte, sivil kayıplardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Avrupa Birliği, ateşkesin bir an önce sağlanması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması için çağrıda bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise ateşkes çağrısı yapan karar tasarıları ABD'nin veto yetkisi nedeniyle kabul edilemedi. Uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik boykot ve yaptırım çağrıları artıyor; Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası devam ediyor.
Gazze'deki insani kriz, bölgedeki istikrarı da tehdit ediyor. Mısır, Refah Sınır Kapısı'ndan yardım sevkiyatına izin verilmesi için İsrail ile görüşmelerini sürdürüyor. Ürdün, havadan yardım atışlarına devam ediyor. Türkiye ise hem diplomatik girişimlerde bulunuyor hem de insani yardım gönderiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'e karşı sert söylemlerini sürdürerek İslam İşbirliği Teşkilatı'nı acil toplantıya çağırdı. Türkiye, ayrıca Uluslararası Adalet Divanı davasına müdahil olma başvurusunda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki son İsrail saldırıları, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda güçlü şekilde savunurken, İsrail ile ilişkileri de gerilimli bir seyir izliyor. Son saldırılar, Ankara'nın ateşkes çağrılarını ve iki devletli çözüm vurgusunu daha da önemli hale getiriyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluştururken, mülteci akını endişesini de artırıyor. Türkiye'nin diplomatik girişimleri, İslam dünyasıyla Batı arasında denge kurma çabası olarak okunabilir.