Gazze'deki Sosyal Kalkınma Bakanlığı Perşembe günü yaptığı açıklamada, bölgede kayıtlı yetim sayısının 65.279'a yükseldiğini ve bunların 54.468'inin savaş sırasında bir veya iki ebeveynini kaybettiğini bildirdi. Bakanlık, kayıtlarına 2.039 çocuğun daha eklendiğini duyurdu. Bu rakamlar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının yol açtığı insani felaketin boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki çocukların büyük bir kısmı ebeveynlerini kaybetmiş durumda ve bu durum bölgedeki sosyal yapıyı derinden sarsıyor.
Yetim Çocukların Durumu ve Ailelerin Mücadelesi
Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın raporuna göre, kayıtlı yetimlerin büyük bir bölümünü oluşturan 54.468 çocuk, 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmalarda ebeveynlerinden birini veya her ikisini kaybetti. Bu çocukların büyük bir kısmı halen akrabalarının veya komşularının yanında yaşamaya çalışıyor. Bakanlık, bu çocuklara yönelik psikososyal destek ve maddi yardım programlarının yetersiz kaldığını, uluslararası toplumun daha fazla yardım sağlaması gerektiğini vurguluyor. Gazze'deki altyapının büyük ölçüde tahrip olması, yetim çocukların barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini de ciddi şekilde kısıtlıyor.
BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze'de her gün ortalama 10 çocuğun bir veya iki bacağını kaybettiğini, binlerce çocuğun da ailesiyle birlikte yerinden edildiğini belirtmişti. Şu anda Gazze'de 1,9 milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda ve bu insanların yaklaşık yarısı çocuk. Bu koşullar, yetim çocukların korunmasını neredeyse imkansız hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki yetim krizi, sadece Filistin toplumunu değil, bölgesel istikrarı ve küresel insani yardım sistemini de derinden etkiliyor. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, Gazze'deki insani durumun "felaket boyutunda" olduğunu ve çocukların korunması için acil ateşkes çağrısında bulunuyor. Ancak uluslararası toplumun bu konudaki tepkisi, özellikle Batılı ülkelerin İsrail'e verdiği destek nedeniyle sınırlı kalıyor. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, Gazze'ye insani yardımın ulaştırılması için arabuluculuk çabalarını sürdürse de, kalıcı bir çözüm sağlanamıyor.
Uzmanlar, bu kadar geniş bir yetim nüfusunun, gelecekte radikalleşme ve toplumsal travma risklerini artırabileceğine dikkat çekiyor. Filistinli yetimlerin eğitim ve psikolojik destek alamaması, bölgede uzun vadeli güvenlik sorunlarına yol açabilir. Bu durum, yalnızca Filistin için değil, tüm Orta Doğu için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına güçlü destek veren bir ülke olarak, Gazze'deki insani krizin yakından takipçisi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın defalarca dile getirdiği gibi, Ankara, Gazze'ye yönelik saldırıların durdurulması ve kalıcı bir ateşkes sağlanması için diplomasi yürütüyor. Türkiye, bu kapsamda insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yardım göndermeye devam ediyor. Ayrıca, Türk Kızılay ve AFAD gibi kurumlar, Gazze'deki yetim çocuklara yönelik destek programları geliştiriyor. Yetim çocukların korunması ve eğitimi, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artıracak önemli bir insani diplomasi alanı olabilir. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü güçlendirirken, aynı zamanda Türkiye'nin insani yardım politikalarının da bir parçası olarak değerlendirilebilir.