Gazze kentinin doğusunda cumartesi günü yüzlerce Filistinli, İsrail ordusunun 'Sarı Hat' olarak adlandırılan tampon bölgeyi yerleşim mahallelerine doğru genişletmesini protesto etmek için bir araya geldi. Anadolu Ajansı'nın (AA) haberine göre göstericiler, İsrail'in tek taraflı uygulamasının Filistinlileri topraklarından koparma ve yeni bir yerinden edilme dalgasına yol açma riski taşıdığını vurguladı. Eylemin, bölgede artan gerginlik ortamında düzenlendiği belirtildi.
Sarı Hat nedir, neden tartışılıyor?
'Sarı Hat', İsrail ordusunun Gazze Şeridi içinde belirlediği ve askerlerin geri çekildiği varsayımsal bir çizgiyi ifade ediyor. Ancak bu hattın son dönemde doğu Gazze'deki konut alanlarına doğru kaydırılması, Filistinliler tarafından fiili bir ilhak ve yeni bir güvenlik bölgesi yaratma girişimi olarak yorumlanıyor. İsrail yönetimi, söz konusu düzenlemeyi olası saldırılara karşı savunma amaçlı bir önlem olarak açıklarken, Filistinli sakinler ve yerel yetkililer uygulamanın sivil yaşam alanlarını daralttığını belirtiyor.
Protesto, Gazze kentinin doğusundaki Şucaiye ve Zeytun mahalleleri yakınlarında gerçekleşti. Görgü tanıkları, göstericilerin Filistin bayrakları taşıdığını ve 'Topraklarımız bizimdir' ile 'Yerinden edilmeye hayır' sloganları attığını aktardı. İsrail güçlerinin gösteriye müdahale edip etmediği konusunda AA'nın haberinde herhangi bir bilgi yer almadı. Ancak bölgede son haftalarda artan askeri hareketlilik, sivil halk arasında tedirginliğe yol açmış durumda.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, Gazze'deki tampon bölgelerin keyfi şekilde genişletilmesinin uluslararası hukuka aykırı olabileceği uyarısında bulunmuştu. İsrail'in bu tür uygulamalarla Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtladığı ve tarım arazilerine erişimini engellediği yönünde raporlar da mevcut. Filistin Yönetimi, konuyu uluslararası platformlara taşıyacaklarını açıklamıştı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki gelişmeler, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan istikrarı daha da zorluyor. İsrail'in 'Sarı Hat' uygulaması, iki devletli çözüm perspektifine zarar veren tek taraflı adımlar olarak değerlendiriliyor. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, Filistinlilerin yerinden edilmesine karşı çıktıklarını yinelerken, ABD yönetimi İsrail'e askeri operasyonlarda sivil kayıpları minimize etme çağrısını sürdürüyor. Avrupa Birliği ise yaptığı son açıklamada, Gazze'deki insani durumun kötüleştiğine dikkat çekerek taraflara itidal çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda geçtiğimiz ay kabul edilen ve Gazze'de acil ateşkes talep eden karar tasarısı, uluslararası toplumun duyarlılığını göstermişti. Ancak sahada yaşananlar, ateşkes çabalarının henüz somut sonuç vermediğini ortaya koyuyor. Protestocular, uluslararası topluma 'sessiz kalmama' çağrısında bulundu.
Uzmanlar, İsrail'in tampon bölge politikasının uzun vadede Filistinliler ile İsrailliler arasındaki güveni daha da zedeleyeceğini ve olası bir barış sürecini zorlaştıracağını belirtiyor. Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, bölgesel aktörlerin de müdahil olma isteğini artırabilir. Mısır'ın arabuluculuk çabaları sürerken, Katar da insani yardımların ulaştırılması için temaslarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin haklarını savunan bir pozisyonda yer alıyor. Gazze'deki 'Sarı Hat' genişletmesi gibi tek taraflı adımlar, Ankara'nın bölgede artan izolasyonunu ve insani krizin derinleşmesini endişeyle karşılamasına neden oluyor. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'in uygulamalarını kınayarak, Filistinlilerin yerinden edilmesine karşı çıkıyor. Ayrıca, Gazze'ye yönelik insani yardımların sürekliliği için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki barış ve istikrar çabalarını yakından ilgilendiriyor; zira Türkiye, bölgesel gerilimin azaltılması ve Filistinlilerin haklarının korunması için aktif diplomasi yürütüyor. Ankara, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM çerçevesinde konuyu gündemde tutmaya devam edecek gibi görünüyor.