ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu özel temsilcisi Jared Kushner, Mısır'da Hamas liderleriyle ve İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu ile bir araya gelerek, Trump'ın 15 maddelik Gazze yol haritasını taraflara sundu. Ancak bu kritik ziyaret öncesinde hem Filistinli gruplar hem de İsrailli yetkililer, planın uygulanabilirliğine dair ciddi şüphelerini dile getirdi.
Kushner'ın Bölge Turu ve Planın İçeriği
Kushner'ın bölge turu, Trump yönetiminin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve 'yüzyılın anlaşması' olarak nitelendirilen barış planının hayata geçirilmesi için yürütülen diplomasi trafiğinin bir parçası olarak görülüyor. Planın, Gazze'nin yeniden inşası, ekonomik kalkınma, güvenlik düzenlemeleri ve nihai statü müzakerelerinin çerçevesini çizmesi bekleniyor. Ancak kaynaklar, Kushner'ın Mısır'ın başkenti Kahire'de Hamas yetkilileriyle yaptığı görüşmelerin, İsrail'le doğrudan müzakere masasına oturmayı reddeden Hamas için planın kabul edilebilirliğini test etme amacı taşıdığını belirtiyor.
Görüşmelerde, Gazze'deki insani durumun iyileştirilmesi, sınır kapılarının açılması ve Filistinli gruplar arasındaki uzlaşının sağlanması gibi konuların ele alındığı ifade ediliyor. Kushner'ın, Mısır ve Ürdün'ün de dahil olduğu bölgesel aktörlerin desteğini alarak, planın kabul edilebilirliğini artırmaya çalıştığı bildiriliyor. Ancak Hamas sözcüsü Hüsam Bedran, daha önce yaptığı açıklamada, 'hiçbir planın Filistin halkının hakları görmezden gelinerek dayatılamayacağını' vurgulamıştı.
İsrail cephesinde ise Netanyahu hükümetinin, planın güvenlik boyutunu önceliklendirdiği ve Gazze'nin askerden arındırılması ile Hamas'ın etkisiz hale getirilmesi konusunda ısrarcı olduğu biliniyor. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, Netanyahu, Kushner'a, Gazze'den İsrail'e yönelik tehditlerin sona ermedikçe kalıcı bir anlaşmaya yanaşmayacaklarını iletti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kushner'ın ziyareti, bölgesel dengeler açısından da kritik bir döneme denk geliyor. Mısır, Gazze'deki ateşkesin sürdürülmesi ve Filistinli gruplar arasındaki diyaloğun yeniden başlatılması için yoğun çaba sarf ediyor. Kahire yönetimi, planın uygulanabilmesi için Filistin tarafının birleşik bir tutum sergilemesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin, plana ekonomik destek sağlaması bekleniyor; ancak bu ülkelerin de Filistin devletinin kurulması konusundaki tutumları belirsizliğini koruyor.
Analistler, Trump'ın planının başarı şansının, tarafların birbirine duyduğu güven eksikliği nedeniyle düşük olduğunu ancak bölgesel aktörlerin arabuluculuğu ve uluslararası toplumun baskısıyla bir ilerleme kaydedilebileceğini belirtiyor. Özellikle Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'in, planın insan hakları ve uluslararası hukukla uyumlu olması yönündeki talepleri, sürecin seyrini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından doğrudan bir öneme sahip. Ankara, Filistin davasının desteklenmesi ve Kudüs'ün statüsünün korunması konusundaki hassasiyetini her fırsatta dile getiriyor. Türkiye, geçmişte Hamas dahil Filistinli gruplarla ilişki kurabilen nadir ülkelerden biri olarak, bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ile birlikte Gazze'ye yönelik insani yardımlar ve yeniden inşa projelerinde aktif olması, planın ekonomik ayağında söz sahibi olmasını sağlayabilir. Ancak Trump planının, Türkiye'nin desteklediği iki devletli çözüm ilkesinden sapma içermesi durumunda, Ankara'nın buna karşı çıkması beklenir. Bu nedenle Türkiye, sürecin içinde yer alarak dengeli bir tutum sergilemeye çalışacaktır.