Gazze Şeridi'nde, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail bombardımanı ve askeri operasyonlar nedeniyle çocuklarda patlama kaynaklı işitme kaybı vakaları hızla artıyor. Gazze'deki sağlık yetkilileri ve uluslararası yardım kuruluşları, tekrarlanan patlamalara maruz kalan çocukların işitme duyusunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, akut işitme kaybı yaşayan çocukların tedavi edilmezse kalıcı hasar görebileceği konusunda uyarıyor. Özellikle yoğun bombardıman altındaki kuzey Gazze'de, kulak zarı yırtılması ve iç kulak hasarına bağlı işitme kaybı vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, çatışmaların başlamasından bu yana Gazze'de yaklaşık 10.000'den fazla çocuk işitme testinden geçirildi ve bunların %30'unda orta ila ileri derecede işitme kaybı tespit edildi. Bu oran, savaş öncesi döneme göre dört kat artış anlamına geliyor.
Patlamaların çocuklar üzerindeki etkisi
Patlamalar, çocukların hassas kulak yapılarına ciddi zarar veriyor. Şiddetli basınç dalgaları, orta kulakta kemikçik zincirinin bozulmasına ve iç kulaktaki tüy hücrelerinin ölümüne yol açıyor. Gazze'de faaliyet gösteren Filistin Tıp Yardım Derneği (PMRS) ve Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekipleri, geçici sahra hastanelerinde kulak burun boğaz (KBB) muayeneleri yapıyor. Ancak, tıbbi malzeme ve uzman personel eksikliği nedeniyle tedavi süreci aksıyor. İşitme cihazı temini neredeyse imkânsız hale gelirken, koklear implant gibi ileri tedaviler için gerekli cerrahi müdahaleler hastanelerin yetersiz olması sebebiyle yapılamıyor. Birçok çocuk, işitme kaybı nedeniyle konuşma ve dil gelişiminde gerilik yaşıyor. Uzmanlar, tedavi edilmeyen işitme kaybının çocukların eğitim hayatını ve sosyal gelişimini de olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Gazze'de savaş öncesi dönemde işitme engelli çocuklar için özel eğitim merkezleri bulunuyordu; ancak bu merkezlerin çoğu bombardımanda yıkıldı ya da hizmet dışı kaldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki işitme kaybı krizi, sadece Filistinli çocukların sağlığını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel ve küresel sağlık sistemleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Çatışma bölgelerinde yaygın olan patlama kaynaklı işitme kaybı, uzun vadede engelli nüfusun artmasına yol açıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, sivil altyapının hedef alınmasını ve sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmasını savaş suçu olarak nitelendiriyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze'deki çocukların yüzde 85'inin psikososyal destek ve rehabilitasyon hizmetlerine erişemediğini belirtiyor. Bu durum, işitme kaybı yaşayan çocukların hem fiziksel hem de ruhsal tedaviden mahrum kalmasına neden oluyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, sınırlı sayıda yaralı çocuğu kabul ederken, uluslararası bağışçıların fonları büyük ölçüde yetersiz kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'de acil bir işitme sağlığı programı başlatılması için 15 milyon dolarlık bir bütçe talep ediyor; ancak şu ana kadar toplanan fon sadece 2 milyon dolar seviyesinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki çocukların yaşadığı bu sağlık krizi, Türkiye'nin insani yardım ve sağlık diplomasisi açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Ankara, geçmişte Filistin'e yönelik sağlık yardımları ve hastane inşası gibi projelerde aktif rol oynamıştı. Mevcut durumda, Türk Kızılay ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla Gazze'ye tıbbi malzeme sevkiyatı devam ediyor; ancak patlama kaynaklı işitme kaybı gibi spesifik sağlık sorunlarına yönelik kapsamlı bir program bulunmuyor. Türkiye'nin bu alanda uzman doktorlar ve işitme cihazları göndererek hem sahada hem de uluslararası kamuoyunda insani yardım kapasitesini göstermesi mümkün. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin bölgesel istikrarsızlığı artırması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik ortamını da dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, Türk dış politikasının Filistin meselesindeki geleneksel duruşunu korurken, somut sağlık projeleriyle krize müdahale etmesi hem bölgesel liderlik iddiası hem de insani değerler açısından önem taşıyor.