Gazze'de meme kanseri hastaları, İsrail'in sürdürdüğü askeri operasyonlar ve abluka nedeniyle teşhis gecikmeleri, ilaç kıtlığı ve tarama ile tedavi hizmetlerine erişimde ciddi zorluklar yaşıyor. Sağlık yetkilileri ve hasta yakınları, koşulların her geçen gün kötüleştiğini belirtiyor. Özellikle kadınlar, temel sağlık hizmetlerine ulaşmakta büyük güçlük çekiyor.
Sağlık Sisteminin Çöküşü ve Kanser Hastalarının Çaresizliği
Gazze Şeridi'nde yaklaşık iki milyon insanın yaşadığı bölgede, sağlık altyapısı aylardır süren çatışmalar ve abluka altında neredeyse tamamen çökmüş durumda. Hastanelerin büyük bir kısmı ya doğrudan saldırılar sonucu hasar gördü ya da yakıt, elektrik ve tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle hizmet veremiyor. Bu koşullar altında kanser tedavisi gibi uzun süreli ve düzenli takip gerektiren hastalıkların yönetimi imkânsız hale geliyor.
Meme kanseri, Gazze'de kadınlar arasında en yaygın kanser türlerinden biri. Dünya Sağlık Örgütü'nün önceki yıllarda yaptığı açıklamalara göre, bölgede her yıl yüzlerce kadına meme kanseri teşhisi konuluyor. Ancak şu anda mamografi cihazlarının çoğu çalışmıyor, biyopsi malzemeleri tükenmiş ve patoloji laboratuvarları kapasitesinin çok altında hizmet verebiliyor. Hastalar, basit bir kontrol için bile günlerce veya haftalarca beklemek zorunda kalıyor. Bu gecikmeler, kanserin ilerlemesine ve tedavi şansının azalmasına yol açıyor.
İlaç kıtlığı ise ayrı bir boyut. Kemoterapi ilaçları, hormon tedavileri ve ağrı kesiciler başta olmak üzere birçok temel kanser ilacı eczanelerde ve hastanelerde bulunamıyor. Bazı hastalar, yurt dışından temin edilen ilaçlara muhtaç durumda, ancak sınır kapılarının kapalı olması ve güvenlik kısıtlamaları nedeniyle bu da son derece zor. Sağlık çalışanları, hastaların tedavi süreçlerinin tamamen kesintiye uğradığını, bazılarının ise farklı hastanelere gitmeye çalışırken hayatını kaybettiğini aktarıyor.
Uluslararası Yardım Çabaları ve Engeller
Uluslararası kuruluşlar ve insani yardım örgütleri, Gazze'ye tıbbi malzeme ve ilaç sevkiyatı yapmaya çalışıyor ancak İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar ve devam eden çatışmalar nedeniyle bu yardımlar yeterli düzeyde ulaşmıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve UNRWA gibi kuruluşlar, sağlık sisteminin yeniden ayağa kaldırılması için acil ateşkes çağrısında bulunuyor. Ancak siyasi belirsizlik ortamında bu çağrılar karşılık bulmuyor.
Hastaların bir kısmı, yurt dışında tedavi görmek için başvuruda bulunsa da, Refah sınır kapısının kapalı olması ve Mısır üzerinden geçiş izinlerinin son derece sınırlı olması nedeniyle bu yol da büyük ölçüde tıkanmış durumda. Sadece çok az sayıda hasta, ciddi sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilebiliyor. Bu durum, özellikle ileri evre kanser hastaları için yaşam şansını azaltıyor.
Uzmanlar, Gazze'deki sağlık krizinin sadece kanser hastalarını değil, diyabet, kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği gibi kronik rahatsızlıkları olan binlerce kişiyi de etkilediğini vurguluyor. Sağlık sisteminin çöküşü, uzun vadede bölgede halk sağlığı açısından daha büyük felaketlere yol açabilir. Özellikle kadın sağlığı hizmetlerinin aksaması, anne ölümlerinde artışa ve önlenebilir hastalıkların yayılmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesi için diplomasi ve insani yardım alanlarında aktif çaba gösteriyor. Özellikle sağlık alanında, Türk Kızılayı ve Sağlık Bakanlığı aracılığıyla Gazze'ye tıbbi malzeme ve ilaç desteği sağlanması, Türkiye'nin bölgedeki insani duruşunu yansıtıyor. Ancak İsrail'in kısıtlamaları ve güvenlik sorunları, bu yardımların etkin dağıtımını zorlaştırıyor. Uzun vadede, Gazze'deki sağlık altyapısının yeniden inşası için uluslararası işbirliği gerekecek. Türkiye, bu süreçte hem insani hem de siyasi olarak rol oynamaya devam edecek gibi görünüyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını da dolaylı olarak etkiliyor.