Gazze'de görev yapan Associated Press (AP) muhabiri Mariam Dagga'nın, İsrail'in Nasser Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda hayatını kaybetmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. 37 yaşındaki Dagga, 2024'teki saldırıda yaşamını yitirmiş, olay uluslararası basın camiasında büyük yankı uyandırmıştı. Dagga, İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların yoğun olduğu dönemde Gazze'deki insani krizi belgeleyen ender gazetecilerden biriydi. Saldırı, savaşın gazeteciler üzerindeki bedelini bir kez daha gözler önüne serdi; basın özgürlüğü örgütleri, olayı 'savaş suçu' olarak nitelendirdi.
Olayın Arka Planı: Nasser Hastanesi Saldırısı
Associated Press muhabiri Mariam Dagga, 2023'ün Ekim ayında başlayan savaşta, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasser Hastanesi'nde haber takibi yapıyordu. Hastane, savaş nedeniyle binlerce sivilin sığındığı ve ağır yaralıların tedavi edildiği kritik bir merkez haline gelmişti. 2024'te İsrail ordusu, hastaneyi Hamas'ın askeri altyapısını barındırdığı iddiasıyla hedef aldı. Saldırıda Dagga'nın yanı sıra çok sayıda sivil de hayatını kaybetti.
Dagga, AP'nin Gazze ekibinde görev yapan deneyimli bir gazeteciydi. Filistinli muhabir, savaşın yıkımını dünyaya aktarmak için büyük bir özveriyle çalışıyordu. Ölümü, meslektaşlarını ve uluslararası toplumu derinden etkiledi. AP, Dagga'nın ölümünün ardından yaptığı açıklamada, onun 'cesur ve kararlı bir gazeteci' olduğunu vurguladı ve İsrail'den olayla ilgili soruşturma başlatmasını istedi. Ancak İsrail ordusu, saldırıya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gazze'de Gazetecilik ve İnsan Hakları
Mariam Dagga'nın ölümü, Gazze'de savaş sırasında öldürülen gazetecilerin sayısının artmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, basın özgürlüğü açısından endişe verici bir tablo ortaya koyuyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) verilerine göre, çatışmaların başlamasından bu yana Gazze'de en az 100'den fazla gazeteci ve medya çalışanı hayatını kaybetti. Bu rakam, modern savaş tarihinde görülmemiş bir kayıp olarak kayıtlara geçti. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarını kınayarak, bu saldırıların 'savaş suçu' teşkil edebileceğini belirtti.
Gazze'deki savaş, sadece bölgesel değil, küresel anlamda da büyük yankı uyandırdı. Gazetecilerin ölümü, dünya genelinde ifade özgürlüğü ve haber alma hakkı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler (BM), Gazze'deki gazeteci ölümlerini kınayarak, bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu. Ancak İsrail, bu çağrılara rağmen saldırılarına devam etti. Dagga'nın ölümü, savaşın sivil halk ve medya üzerindeki etkisinin bir sembolü haline geldi.
Batılı ülkelerin birçoğu, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklerken, sivil kayıpların azaltılması konusunda İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdı. Ancak bu eleştiriler, Gazze'deki insani felaketi ve gazetecilerin içinde bulunduğu tehlikeli durumu değiştirmedi. Mariam Dagga'nın ailesi ve meslektaşları, adalet talebini sürdürüyor; olayın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması için uluslararası topluma çağrı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve Gazze'deki sivil kayıpları şiddetle kınıyor. Mariam Dagga'nın ölümü, Türkiye'de geniş yankı buldu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını 'soykırım' olarak nitelendirmişti. Bu olay, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin'e destek politikasını güçlendirebilir ve İsrail ile diplomatik gerilimin daha da artmasına neden olabilir. Ayrıca, Türk medyasında basın özgürlüğü konusunda yaşanan tartışmalar göz önüne alındığında, Dagga'nın ölümü, Türkiye'de de gazetecilere yönelik tehditlerin ele alınması için bir fırsat olabilir.