İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği gece saldırılarında, aralarında 2 çocuğun da bulunduğu 8 Filistinli hayatını kaybetti. Filistinli sağlık yetkilileri, saldırıların Refah ve Han Yunus kentlerinde yoğunlaştığını ve en az 10 kişinin de yaralandığını açıkladı. Saldırılarda ölenler arasında bir kadın ve bir yaşlı erkeğin de olduğu bildirilirken, bölgedeki hastaneler yoğunluk nedeniyle alarm durumuna geçti. İsrail ordusu, saldırıların Hamas'ın silahlı kanadına yönelik olduğunu öne sürerken, sivillerin zarar görmemesi için gereken özenin gösterildiğini iddia etti. Ancak sahadan gelen görüntüler, saldırıların yerleşim bölgelerini hedef aldığını ve sivillerin yine bedel ödediğini gösteriyor.
Saldırıların arka planı: Refah ve Han Yunus'ta yoğunluk
Bu sabaha karşı başlayan hava saldırıları, özellikle Refah'ın kuzeyindeki El-Şabura bölgesi ile Han Yunus'un doğusundaki Beni Suheyla mahallesini vurdu. Görgü tanıkları, en az dört ayrı noktaya düzenlenen saldırılarda büyük patlamalar meydana geldiğini ve binaların yıkıldığını aktardı. İsrail ordusu, saldırıların Hamas'ın roket fırlatma rampalarına ve silah depolarına karşı olduğunu duyurdu. Ancak, Gazze'deki sivil savunma ekipleri, yıkılan binaların altında kalanların olduğunu ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Filistin Kızılayı, ambulansların yaralıları bölgedeki hastanelere taşıdığını, kan stoklarının kritik seviyeye düştüğünü belirtti.
Gazze'deki sağlık bakanlığı, son 48 saatte en az 15 çocuğun, 6 kadının ve 20'den fazla erkeğin hayatını kaybettiğini, toplam ölü sayısının 7 Ekim'den bu yana 30 bini aştığını açıkladı. BM ve uluslararası yardım kuruluşları, İsrail'in kara saldırıları ve hava bombardımanları nedeniyle Gazze'de insani durumun felaket boyutunda olduğunu vurguluyor. Temiz su, gıda ve tıbbi malzemeye erişim ciddi şekilde kısıtlı. Son saldırılar, ateşkes müzakerelerinin sürdüğü bir dönemde geldi. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde kalıcı bir ateşkes için umutlar giderek zayıflıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hamas'ı tamamen yok etmeden ateşkesi kabul etmeyeceğini yinelemesi, bölgede çatışmaların süreceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İnsani kriz ve uluslararası tepkiler
Gazze'deki insani kriz, yalnızca bölgesel değil küresel boyutta da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'de nüfusun yüzde 90'ının yerinden edildiğini ve kitlesel açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu raporladı. Dünya Gıda Programı, Gazze'de nüfusun yarısının akut açlık çektiğini, çocukların üçte birinin yetersiz beslendiğini açıkladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini savaş suçu kapsamında inceliyor. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası ise devam ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e verdikleri desteği sürdürürken; İspanya, İrlanda, Norveç ve Slovenya gibi ülkeler, Filistin devletini tanıma kararı aldı. Bu gelişmeler, uluslararası toplumun Gazze konusunda giderek daha fazla bölündüğünü gösteriyor. İsrail'in saldırılarında kadın ve çocukların orantısız şekilde hedef alınması, insan hakları örgütleri tarafından kınanıyor. İsrail, Hamas'ın sivilleri kalkan olarak kullandığını savunsa da bu argüman uluslararası hukukta meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki saldırıları en sert dille kınayan ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'i savaş suçlarıyla suçlayarak, Türkiye'nin Filistin davasına desteğini her fırsatta vurguluyor. Bu saldırılar, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve Filistin davasına olan bağlılığını ön plana çıkarıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları devam ediyor. Bu saldırılar, Türkiye'nin bölgedeki istikrar çabalarını zedeleyen gelişmeler olarak değerlendirilirken, Ankara'nın uluslararası platformlarda İsrail'e karşı daha sert tedbirler alınması yönündeki çağrılarını güçlendirebilir. Türkiye, Filistin halkının haklarını savunma ve bölgesel barışa katkı sağlama politikalarını sürdürecektir.