Gazze'deki El-Şifa Hastanesi'nin müdürü Hüsam Ebu Safiye, İsrail tarafından 555 günden uzun süredir gözaltında tutuluyor ve insan hakları örgütlerinin aktardığına göre hayati tehlikesi bulunuyor. Elyas Ebu Safiye, babasının neredeyse nefes alamadığını ve konuşamadığını belirterek uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yaptı. Ebu Safiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından Aralık 2023'te gözaltına alınmış ve o tarihten beri hiçbir suçlama yöneltilmeden veya yargı süreci işletilmeden tutuluyor.
Gelişmenin arka planı
Hüsam Ebu Safiye, Gazze'deki sağlık sisteminin sembol isimlerinden biri. El-Şifa Hastanesi'nin müdürü olarak, İsrail'in kuşatması altındaki bölgede binlerce hastaya hizmet vermeye çalışan ekiplere liderlik ediyordu. Gözaltına alınmasının ardından hakkında herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, oğlu Elyas, babasının ağır işkenceye maruz kaldığını ve sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini ifade ediyor. İnsan hakları örgütleri, Ebu Safiye'nin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğunu ve İsrail'in bu duruma kayıtsız kalmasının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu vurguluyor.
555 günlük süreç boyunca Ebu Safiye'nin ailesi, kendisinden haber alamadıklarını ve İsrail makamlarının iletişim kurmalarına izin vermediğini belirtiyor. Elyas Ebu Safiye, babasının son olarak bir hafta önce bir avukat aracılığıyla kendilerine ulaştığını, ancak o görüşmede bile sadece birkaç kelime söyleyebildiğini aktarıyor. Örgütler, İsrail'in bu tür uygulamalarla Filistinli sağlık çalışanlarını hedef aldığını ve Gazze'deki sağlık sistemini çökertmeyi amaçladığını ileri sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebu Safiye'nin durumu, sadece bir insan hakları meselesi değil aynı zamanda uluslararası hukukun sınandığı bir alan. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü daha önce benzer vakalarda müdahale çağrısı yapmış olsa da, İsrail yetkilileri bu eleştirilere somut bir yanıt vermekten kaçınıyor. Uzmanlar, Gazze'de sağlık çalışanlarının hedef alınmasının savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Bölgedeki diğer aktörler açısından bakıldığında, bu durum İsrail'in uluslararası alandaki itibarını daha da zedeliyor. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, ateşkes görüşmelerinde bu tür insani konuları gündeme getirse de, somut bir ilerleme sağlanabilmiş değil. Ebu Safiye'nin durumu, İsrail'in Gazze'deki işgal politikalarının bir yansıması olarak görülüyor ve bu politikalara karşı küresel tepkilerin artmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani kriz konusunda en aktif ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i uluslararası platformlarda sert bir dille eleştirirken, Sağlık Bakanlığı ve AFAD aracılığıyla bölgeye tıbbi yardım sevkiyatı yapıyor. Ebu Safiye'nin durumu, Türkiye'nin İsrail'e yönelik diplomatik baskıyı artırması için yeni bir dayanak oluşturabilir. Ancak bu tür bireysel vakalar, geniş çaplı bir politika değişikliğine yol açmaktan ziyade, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği pekiştiren bir unsur olarak kalıyor. Bölgesel dengeler açısından, bu gelişme Türkiye'nin Mısır ve Katar'la koordinasyon içinde insani koridorlar oluşturma çabalarını hızlandırabilir.