İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de kalıcı ateşkesi ve İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesini öngören anlaşma çerçevesinin temel koşullarını açıkça reddetti. Pazar günü yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Netanyahu, İsrail’in ateşkese uymayacağını ve Gazze’den askerlerini çekmeyeceğini ifade etti. Bu açıklama, uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarına rağmen, İsrail’in savaş politikasını sürdüreceğinin en net göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu’nun Reddi Anlaşma Sürecini Çıkmaza Soktu
Netanyahu’nun açıklaması, Mısır, Katar ve ABD’nin aylardır yürüttüğü diplomatik girişimlerin ardından geldi. Barış çerçevesi olarak bilinen plan, üç aşamalı bir süreç öngörüyor: ateşkes, İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi ve esir takası. Ancak Netanyahu, bu planın yalnızca İsrail’in güvenlik kaygılarını karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda savaşın bitmesini isteyen uluslararası toplumun beklentilerini de karşılamadığını belirtti. Netanyahu’nun bu tutumu, hem İsrail iç siyasetinde hem de uluslararası arenada derin yankı uyandırdı.
İsrail’deki sağ koalisyonun desteğine güvenen Netanyahu, savaşın sona ermesinin Hamas’ın hayatta kalmasına izin vereceğini ve bunun da İsrail’in güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor. Bu nedenle, ateşkesi kabul etmek yerine askeri operasyonları sürdürme kararı aldığı bildiriliyor. Ancak bu durum, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirirken, uluslararası toplumun tepkisini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu’nun bu hamlesi, Gazze’deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Lübnan’daki Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve İran destekli gruplar, İsrail’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, İran ile İsrail arasında doğrudan bir çatışma ihtimali de masada. Öte yandan, uluslararası toplum, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) açtığı soykırım davası başta olmak üzere, İsrail’e yönelik yaptırım çağrılarını artırıyor. Birçok ülke, İsrail’e silah satışını durdururken, bazı Avrupa ülkeleri Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atıyor.
Ancak, ABD ve Birleşik Krallık gibi İsrail’in en yakın müttefikleri, Netanyahu’ya koşulsuz destek vermeye devam ediyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail’in kendini savunma hakkını desteklerken, ateşkes için diplomatik çabaların sürdüğünü ifade ediyor. Fakat Netanyahu’nun son açıklamaları, ABD’nin ara buluculuk rolünü zayıflatıyor ve Gazze’deki çatışmanın çözümüne yönelik umutları azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, başlangıcından bu yana Gazze’deki saldırıları sert şekilde kınadı ve ateşkes için yoğun diplomasi yürüttü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’i savaş suçlarıyla suçlayarak, uluslararası toplumu İsrail’e yaptırım uygulamaya çağırdı. Netanyahu’nun ateşkesi reddetmesi, Türkiye’nin Filistin davasına yönelik hassasiyetini bir kez daha gündeme getirirken, bölgede tırmanan gerilimin Türkiye’nin güvenliğini de doğrudan etkilediği göz ardı edilmemelidir. Özellikle, olası bir bölgesel savaşın enerji hatları ve ticaret yolları üzerinde yaratacağı riskler, Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, Gazze’deki insani krizin devam etmesi, Türkiye’nin insani yardım çabalarını artırarak bölgesel etkisini güçlendirme fırsatı sunuyor. Ancak, uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanamaması, Türkiye’nin yanı sıra tüm bölge ülkeleri için gelecekte benzer krizlerin yaşanabileceğine işaret ediyor.