ABD'nin arabuluculuğuyla Gazze'de ilan edilen ateşkesin üzerinden bir yıl geçti. Ancak İsrail ordusu, ateşkese rağmen bölgedeki askeri harekatını kesintisiz sürdürüyor. Bir yıl önce varılan anlaşma, sahada fiili bir ateşkesten çok, İsrail'in 'yanmış toprak' politikasını meşrulaştıran bir çerçeve işlevi gördü. Uluslararası toplumun çağrılarına rağmen sivil kayıplar artıyor, altyapı tahribatı geri döndürülemez boyutlara ulaşıyor.
Ateşkesin Arka Planı
ABD'nin girişimiyle 2023 yılında varılan ateşkes, başlangıçta kırılgan bir umut olarak görülmüştü. Ateşkes şartları arasında karşılıklı saldırıların durdurulması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve esir takası yer alıyordu. Fakat İsrail, anlaşmanın 'meşru müdafaa' maddesini geniş yorumlayarak operasyonlarına devam etti. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, ateşkes döneminde dahi yüzlerce Filistinli hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı. Gazze'nin kuzeyinde geniş alanlar tampon bölge ilan edilerek boşaltıldı; bu bölgelerde kalıcı yerleşim planları tartışılıyor.
Filistinli yetkililer, İsrail'in 'yakılmış toprak' taktiğiyle tarım arazilerini, su kuyularını ve elektrik altyapısını sistematik olarak tahrip ettiğini belirtiyor. Uluslararası Kızılhaç ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, bölgeye yardım ulaştırmakta zorluk çekiyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları ise sonuçsuz kalıyor. İsrail hükümeti, operasyonların 'terör altyapısını yok etmek' amacı taşıdığını savunurken, insan hakları örgütleri bu gerekçeyi 'aşırı ve orantısız güç kullanımı' olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki durum, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltiyor. Lübnan Hizbullahı, İsrail'in saldırılarını 'savaş suçu' olarak tanımlayarak misilleme tehdidinde bulundu. İran, Filistin davasını desteklediğini yinelerken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri normalleşme süreçlerini askıya aldı. ABD yönetimi ise İsrail'e verdiği desteği sürdürüyor; ancak Kongre'de ve kamuoyunda artan eleştiriler, Washington'un politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Avrupa Birliği, ateşkesin ihlali nedeniyle İsrail'e yaptırım çağrısı yapıyor fakat üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları var.
Küresel ekonomik etkiler de hissediliyor. Doğu Akdeniz'deki istikrarsızlık, enerji fiyatlarını dalgalandırıyor; Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nakliye maliyetlerini artırıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için yeni bir tasarı tartışılıyor, ancak veto yetkisine sahip ülkelerin tutumu belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki ateşkesin fiilen askeri operasyona dönüşmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını doğrudan etkiliyor. Ankara, Filistin davasını savunmaya devam ederken insani yardımların ulaştırılması için Mısır ve Katar ile koordinasyon halinde. İsrail ile ilişkilerde normalleşme çabaları ise sekteye uğradı. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları için risk oluşturuyor. Ayrıca mülteci akını ve radikalleşme endişeleri sınır güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye'nin ateşkesin kalıcılığı için uluslararası platformlarda daha aktif diplomasi yürütmesi bekleniyor.