Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın cumartesi günü başkent Sana'a'ya onlarca hava saldırısı düzenlediğini öne sürdü. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan bir AFP muhabiri, kentin eteklerindeki bir petrol tesisinden alevler ve dumanlar yükseldiğini bildirdi. Suudi yetkililer ve devlet medyası saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olay, Yemen'de yıllardır süren çatışmaların bölgesel bir tırmanmaya dönüşebileceği endişelerini artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Yemen Savaşı ve Husilerin Yükselişi
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılından itibaren Husilere karşı Yemen hükümetini desteklemek için hava saldırıları düzenliyor. Husiler ise Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve petrol tesislerine yönelik insansız hava araçları ve balistik füzelerle misilleme yapıyor. Son saldırı, Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Sana'a'ya yönelik en geniş kapsamlı saldırılarından biri olarak kaydedildi. Husiler, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik ablukasına yanıt olduğunu savunuyor. Suudi Arabistan ise Husileri İran'ın bölgesel proxy gücü olarak görüyor ve saldırıların arkasında İran'ın olduğunu iddia ediyor. İran, Husilere siyasi destek verdiğini kabul etmekle birlikte askeri destek konusunda doğrudan bir sorumluluk üstlenmiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Güvenlik Dengeleri
Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik saldırılar, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, dünya petrol arzının yüzde 5'ini kesintiye uğratmış ve fiyatları geçici olarak yükseltmişti. Son saldırıda Riyad yakınlarındaki bir petrol tesisinden alevler yükselmesi, benzer bir riskin yeniden gündeme geldiğini gösteriyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olarak küresel arz güvenliğinde kritik bir rol oynuyor. Saldırılar, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticaret yollarının güvenliğini de tehdit ediyor. Husiler, daha önce Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırılar düzenlemiş ve küresel deniz taşımacılığını aksatmıştı. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğini desteklediğini yineleyerek İran'ı gerilimi düşürmeye çağırdı. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısı yaparak Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşmemesi için uyarıda bulundu. Yemen'de 2015'ten bu yana devam eden çatışmalarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. BM, Yemen'i dünyanın en büyük insani krizi olarak tanımlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrar arayışını doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının derinleşmesi, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşme adımları atarken, İran ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. Ancak Yemen'deki saldırılar, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan deniz ticaret hatlarını tehdit ediyor. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomasiye ağırlık verilmesi gerektiğini savunuyor.