Çin'de üniversiteye giriş sınavı gaokao'nun ardından başlayan tercih döneminde, eğitim uzmanları öğrencileri yapay zeka botlarına ve araçlarına aşırı güvenmemeleri konusunda uyarıyor. Uzmanlara göre, AI destekli başvuru sistemlerine dayanmak, öğrencilerin kişisel yetenek ve hedeflerine uygun olmayan üniversite seçimleri yapmalarına ve başvurularda benzerliklerin artmasına yol açabilir. Bu durum, hem öğrencilerin gelecekteki akademik kariyerlerini olumsuz etkileyebilir hem de üniversitelerin çeşitlilik ve kalite standartlarını tehdit edebilir.
Yapay zeka başvuruları nasıl etkiliyor?
Gaokao, Çin'de her yıl milyonlarca öğrencinin girdiği ve hayatlarının gidişatını belirleyen kritik bir sınav. Sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından öğrenciler, üniversite ve bölüm tercihlerini yapmak için yoğun bir sürece giriyor. Son yıllarda, özellikle büyük dil modelleri (LLM) ve diğer yapay zeka araçları, öğrencilere tercih sürecinde yardımcı olmak için yaygın şekilde kullanılmaya başlandı.
Pekin Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden Prof. Dr. Li Wei, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Yapay zeka araçları, büyük veri analizi yaparak öğrencilere 'en iyi' seçenekleri sunabilir. Ancak bu seçenekler, öğrencinin kişisel ilgi alanları, yetenekleri ve uzun vadeli hedefleriyle örtüşmeyebilir. Ayrıca, aynı AI araçlarını kullanan binlerce öğrenci, benzer başvuru profilleri oluşturabilir ve bu da üniversitelerin öğrenci çeşitliliğini azaltabilir." ifadelerini kullandı.
Çin Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, 2023 yılında gaokao'ya yaklaşık 12.9 milyon öğrenci katıldı. Bu öğrencilerin önemli bir kısmı, tercih döneminde çeşitli AI uygulamalarını kullandı. Bunun sonucunda, aynı bölümlere ve üniversitelere başvuran öğrenci sayısında belirgin bir artış gözlemlendi. Uzmanlar, bu durumun bazı popüler bölümlerde aşırı yığılmalara yol açarken, daha az bilinen ancak nitelikli programların göz ardı edilmesine neden olduğunu belirtiyor.
Shanghai Jiao Tong Üniversitesi'nden eğitim psikoloğu Dr. Zhang Min, "AI araçları, geçmiş verilere dayanarak belli başarı oranlarını hesaplayabilir. Ancak bu araçlar, öğrencinin bir üniversite kampüsünde mutlu olup olmayacağını veya belirli bir bölümde kariyer yapma potansiyelini değerlendiremez. Bu nedenle öğrenciler, AI önerilerini sadece bir rehber olarak görmeli ve kendi araştırmalarını da yapmalı." dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Yapay zekanın eğitimde kullanımı sadece Çin'le sınırlı değil. ABD, Güney Kore, Hindistan gibi ülkelerde de öğrenciler, üniversite başvurularında AI araçlarından yararlanıyor. Örneğin, ABD'deki College Board, öğrencilere hangi üniversitelerin onlar için uygun olabileceğini gösteren bir AI aracı sunuyor. Ancak bu araçların doğruluğu ve etkisi konusunda da benzer endişeler dile getiriliyor.
Küresel çapta, eğitim teknolojileri pazarının 2025 yılına kadar 7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümenin itici gücü olan AI araçları, öğrencilere kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunma vaadiyle geliyor. Ancak uzmanlar, bu araçların eğitimde eşitsizlikleri daha da derinleştirebileceği konusunda uyarıyor. Zira AI destekli başvuru araçlarına erişimi olan öğrenciler, olmayanlara göre daha avantajlı duruma geçebilir.
Çin'deki bu tartışma, yapay zekanın eğitimdeki rolüne dair daha geniş bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor. Hükümet, son dönemde yapay zeka araçlarının eğitimde kullanımını düzenleyen yeni yönetmelikler yayımladı. Bu düzenlemeler, AI araçlarının şeffaf, etik ve öğrenci gelişimini destekleyecek şekilde tasarlanmasını zorunlu kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de üniversite tercih dönemlerinde öğrenciler benzer zorluklarla karşılaşıyor. YKS sonrası tercih sürecinde yapay zeka destekli uygulamaların kullanımı artıyor. Çin'deki bu uyarılar, Türkiye'deki eğitimciler ve politika yapıcılar için önemli bir ders niteliği taşıyor. Özellikle ÖSYM'nin tercih danışmanlığı hizmetlerinde AI araçlarını entegre ederken, öğrencilerin kişisel farklılıklarını göz önünde bulunduran bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor. Ayrıca, dijital uçurumun derinleşmemesi için AI araçlarına erişim eşitliğinin sağlanması kritik önemde. Türkiye'nin eğitim teknolojileri stratejisinde, bu tür riskleri minimize edecek düzenlemeleri hayata geçirmesi, hem öğrencilerin hem de üniversitelerin çıkarına olacaktır.