Güneydoğu Asya ülkeleri, bölgesel savunma işbirliğini giderek derinleştiriyor. Bu hamle, Güney Çin Denizi'ndaki güç dengesini değiştirirken, Çin'e karşı yeni bir blok oluşturma noktasına ulaşmıyor. Filipinler, Vietnam, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler, deniz güvenliği, terörle mücadele ve sınır ötesi tehditlere karşı ortak tatbikatlar düzenliyor. ABD, Japonya ve Avustralya ile de ikili anlaşmalar imzalayan bu ülkeler, bağımsız savunma stratejilerini korumaya çalışıyor. Analistlere göre, bu durum bölgede Çin'in etkinliğini sınırlarken tam bir ittifak oluşturmaktan kaçınılması, Pekin'le ticari ve diplomatik bağları riske atmama isteğinden kaynaklanıyor.
Gelişmenin arka planı: Güney Çin Denizi'ndeki gerilim
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birine ev sahipliği yapıyor ve zengin balık stokları ile petrol rezervlerine sahip. Çin, dokuz çizgili harita olarak bilinen geniş bir alanda hak iddia ediyor. Bu durum, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan ile anlaşmazlıklara yol açıyor. 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in iddialarının bir kısmını hukuka aykırı buldu ancak Pekin kararı tanımadı. O tarihten bu yana Çin, yapay adalar inşa ederek askeri varlığını artırdı. Buna karşılık Filipinler, ABD ile Genişletilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması'nı (EDCA) güçlendirdi ve üslerini Amerikan güçlerine açtı. Vietnam, Rusya ve Hindistan'dan denizaltı ve savaş gemisi tedarik ederken, Malezya ve Endonezya kendi donanmalarını modernize ediyor. Ancak bu ülkeler, Çin'in bölgenin en büyük ticaret ortağı olması nedeniyle açık bir cephe oluşturmaktan çekiniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir denge arayışı
Güneydoğu Asya'daki bu savunma işbirliği, sadece Çin'i dengelemekle kalmıyor, aynı zamanda ABD, Japonya ve Avustralya'nın da bölgedeki etkinliğini artırıyor. Quad (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) üyesi bu ülkeler, Hint-Pasifik stratejisi çerçevesinde Güneydoğu Asya ülkeleriyle ortak tatbikatlar düzenliyor. Öte yandan, ASEAN üyesi ülkelerin kendi aralarında birliği sağlamakta zorlanması, Çin'in "böl ve yönet" taktiğine zemin hazırlıyor. Örneğin Kamboçya ve Laos, Çin'le daha yakın ilişkiler kurarken, Filipinler ve Vietnam daha bağımsız bir duruş sergiliyor. Uzmanlar, bu durumun bölgede istikrarsızlığı artırabileceğini, ancak tam bir çatışmaya dönüşmesini engelleyen ekonomik bağımlılığın hala güçlü olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güneydoğu Asya'daki bu gelişmeler, Türkiye için doğrudan askeri bir etki yaratmasa da, küresel ticaret yollarının güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer bir hak iddiası mücadelesi verirken, bu bölgedeki deniz hukuku uyuşmazlıkları emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin stratejik ortağı olan Malezya ve Endonezya ile savunma sanayii işbirlikleri derinleşebilir. Ancak Türkiye'nin Çin'le ekonomik bağları, bu süreçte dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektiriyor. Bölgedeki gelişmeler, Türkiye'nin Hint-Pasifik stratejisinde daha aktif bir rol üstlenmesine de zemin hazırlayabilir.