Tunus'ta İslamcı Ennahda Hareketi'nin lideri Raşid el-Ganussi'nin, ülkede yıllardır süren 'gizli aygıt' davası kapsamında müebbet hapse mahkûm edilmesi, siyasi yelpazede geniş yankı uyandırdı. Ganussi'nin savunma ekibi, kararın 'şok edici ve adaletsiz' olduğunu belirterek, bunun siyasi bir tasfiye girişimi olduğunu öne sürdü. Tunus'ta 2011 devriminin ardından demokrasiye geçiş sürecinde önemli rol oynayan Ennahda Hareketi'nin birçok üst düzey yöneticisi de aynı davada çeşitli cezalara çarptırıldı.
Davaya giden süreç ve iddialar
'Gizli aygıt' (el-Cihaz el-Sırrı) davası, Ennahda Hareketi'nin 2011 öncesi dönemde, özellikle Zeynel Abidin bin Ali rejimi sırasında, parti içinde paralel bir güvenlik yapılanması oluşturduğu iddiasına dayanıyor. Savcılık, bu yapının siyasi muhalifleri hedef aldığı ve şiddet olaylarına karıştığı gerekçesiyle dava açmıştı. Ganussi ise bu suçlamaları reddederek, Ennahda'nın o dönemde yasal bir siyasi parti olarak faaliyet gösterdiğini ve söz konusu iddiaların siyasi bir komplo olduğunu savunuyor. Dava sürecinde eski Cumhurbaşkanı Munsif el-Merzuki de dahil olmak üzere birçok siyasetçi ve aktivist, Ganussi'ye destek verdi.
Mahkeme, 2024 yılı sonunda açıkladığı kararla Ganussi'nin yanı sıra Ennahda'nın eski milletvekilleri ve parti yöneticilerine de hapis cezaları verdi. Cezaların ağırlığı, Tunus'ta Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2021'de parlamentoyu feshedip yetkileri tek başına toplamasından bu yana süren otoriterleşme eğiliminin bir parçası olarak yorumlanıyor. Said yönetimi, Ennahda'yı 'terör örgütü' olarak nitelendiriyor ve ülkedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak görüyor.
Bölgesel yansımalar ve uluslararası tepkiler
Ganussi'nin mahkûmiyeti, Arap Baharı'nın doğduğu ülkelerden biri olan Tunus'ta siyasi krizi derinleştirirken, bölgede de yankı buldu. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, kararı 'siyasi amaçlı' olarak nitelendirerek kınadı. Avrupa Birliği, Tunus'ta hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusunda endişelerini dile getirdi. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Said'in destekçileri, kararın ülkedeki 'yolsuzluk ve terörle mücadele' kapsamında önemli bir adım olduğunu savunuyor. Bölgede Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Said yönetimine destek verirken, Katar ve Türkiye ise Ennahda'ya yakın duruyor. Tunus'un Libya sınırındaki güvenlik durumu ve Kuzey Afrika'daki siyasi dengeler de bu davanın sonuçlarından etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Raşid Ganussi'nin mahkûmiyeti, Türkiye'nin Kuzey Afrika politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Ennahda Hareketi ile ideolojik ve diplomatik bağlarını uzun süredir koruyor; Ganussi, Türkiye'de defalarca ağırlanmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kays Said yönetimine yönelik eleştirileri ve Tunus'ta demokratik sürecin korunması çağrıları, bu kararın ardından daha da belirginleşebilir. Türkiye, ayrıca Doğu Akdeniz'deki enerji denklemleri ve Libya'daki nüfuz mücadelesi bağlamında Tunus'taki siyasi istikrara önem veriyor. Said yönetiminin otoriterleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki etki alanını daraltabilir ve Mısır ile BAE'nin Tunus üzerindeki etkisini artırabilir. Bu gelişme, Türk dış politikasının Kuzey Afrika'da siyasi İslam hareketlerine verdiği desteğin sorgulanmasına da yol açabilir.