Gabon'da yüzyıllardır ritüellerde kullanılan ve bağımlılık tedavisinde umut vadeden iboga bitkisi, ABD'li ilaç şirketlerinin biyolojik kaynakları patentleme girişimleri karşısında tehdit altında. Ülke, hem kültürel mirasını hem de biyolojik çeşitliliğini korumak için harekete geçti.
İboga: Geleneksel ritüellerin merkezindeki kutsal kök
Gabon'un kırsal bölgelerinde, özellikle de ormanlık alanlarda yetişen iboga kökü (Tabernanthe iboga), Bwiti inancının temel unsurlarından biri. Tapınaklar karanlık, kumlu zeminleri mumlarla çevrili; insanlar hurma yaprakları altında omuz omuza oturuyor. Bu ritüellerde, katılımcılar manevi arınma ve şifa amacıyla ibogain maddesini içeren kökü tüketiyor. Batı tıbbı ise bu maddenin opioid bağımlılığı ve depresyon gibi rahatsızlıklarda etkili olabileceğini keşfetmiş durumda.
Ancak bu keşif, beraberinde biyokorsanlık endişelerini getiriyor. ABD'li ilaç şirketleri, ibogainin sentetik türevleri üzerinde patent alarak büyük kârlar elde etmeyi hedefliyor. Gabon hükümeti ise bu durumun hem geleneksel kullanımı hem de yerel toplulukların haklarını tehdit ettiğini savunuyor.
Biyokorsanlıkla mücadele: Gabon'un stratejisi
Gabon, 2022 yılında biyolojik çeşitlilik yasasını güncelleyerek, yerel bitkilerin genetik kaynaklarına erişim ve bunlardan elde edilecek faydaların paylaşımı konusunda daha sıkı kurallar getirdi. Ülke, aynı zamanda uluslararası alanda da girişimlerde bulunarak, biyokorsanlıkla mücadelede öncü rol üstlenmeye çalışıyor. Yetkililer, iboganın patentlenmesinin önüne geçmek için Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde çalışmalar yürütüyor.
Gabon Çevre Bakanlığı yetkilileri, "İboga bizim kültürel ve biyolojik mirasımızdır. Bunun yabancı şirketler tarafından patentlenmesine izin veremeyiz" diyor. Ancak uzmanlar, uluslararası patent sisteminin karmaşıklığı nedeniyle bu mücadelenin zorlu geçeceğini belirtiyor.
Öte yandan, bazı araştırmacılar, ibogainin tıbbi potansiyelinin keşfedilmesinin, Gabon için bir fırsat olabileceğini savunuyor. Eğer ülke, kendi araştırma kapasitesini geliştirir ve uluslararası işbirliklerini doğru kurgularsa, bu süreçten ekonomik ve bilimsel kazanç sağlayabilir. Ancak şu an için inisiyatif büyük ölçüde yabancı şirketlerin elinde.
Küresel boyut: Biyoçeşitlilik ve yerli hakları
Gabon'un iboga mücadelesi, aslında dünya genelinde süren daha geniş bir biyokorsanlık tartışmasının parçası. Amazon yağmur ormanlarından alınan bitkilerle geliştirilen ilaçlar, Pasifik adalarındaki geleneksel tıbbın patentlenmesi gibi pek çok örnek, yerel toplulukların haklarının korunması gerektiğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'ne (CBD) taraf ülkeler, 2010 yılında kabul edilen Nagoya Protokolü ile genetik kaynaklara erişim ve fayda paylaşımı konusunda yükümlülükler getirdi. Ancak uygulamada ciddi sorunlar yaşanıyor.
İklim değişikliği ve artan ilaç talebi, doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırıyor. İboga gibi bitkilerin sürdürülebilir kullanımı, hem ekosistem hem de kültürel çeşitlilik açısından hayati önem taşıyor. Gabon, ormanlarının yaklaşık yüzde 88'ini koruma altına almış durumda, ancak yasadışı kesim ve madencilik gibi tehditlerle mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gabon'daki iboga mücadelesi, Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik ve geleneksel tıp politikaları açısından dolaylı da olsa dersler içeriyor. Türkiye, zengin bitki örtüsü ve geleneksel tıp birikimiyle benzer risklerle karşı karşıya. Özellikle Anadolu'da yetişen endemik bitkilerin yabancı şirketlerce patentlenmesi, gelecekte gündeme gelebilir. Türkiye'nin Nagoya Protokolü'nü imzalamış olması olumlu, ancak uygulama ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Afrika ülkeleriyle biyoteknoloji işbirlikleri, Türkiye'nin kıtadaki etkisini artırabilir. Küresel ölçekte ise, biyokorsanlıkla mücadele, adil ticaret ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir duruş sergilemek Türkiye'nin uluslararası prestijine katkı sağlayacaktır.