Fransa'nın Biarritz kentinde bu ay düzenlenecek G7 Zirvesi öncesinde, Avrupa Birliği'nin (AB) küresel ekonomik dengeleri düzeltme konusundaki kararlı adımları dikkat çekerken, ABD'nin aynı konuda isteksiz bir tutum sergilemesi bekleniyor. AB, yıllardır eleştirilen cari fazlasını kademeli olarak azaltma ve üye ülkelerdeki birikmiş tasarrufları yatırıma dönüştürme yönünde somut adımlar atıyor. Ancak Donald Trump yönetimi, ticaret savaşları ve korumacılıkla meşgulken, küresel dengesizlikler masasında en büyük sorumluluklardan birini taşıyan Amerika'nın bu konuyu gündeme getirmekten kaçınması, zirvenin etkinliğini sorgulatıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Küresel ekonomide uzun süredir tartışılan cari dengeler, özellikle Almanya ve Çin gibi büyük fazla veren ülkelerin, ticaret ortaklarına karşı birikmiş yüksek fazlaları nedeniyle eleştiriliyor. AB, bu eleştirilere yanıt olarak, 2019 yılı itibarıyla Euro Bölgesi cari fazlasını GSYİH'nın %2,5'ine çekmeyi başardı; 2017'de bu oran %3,5'ti. Avrupa Komisyonu'nun teşvikiyle üye ülkeler, özellikle Almanya ve Hollanda gibi fazla verenler, yatırımları artırmak için kamu harcamalarını genişletiyor. Almanya, iklim değişikliğiyle mücadele ve dijital dönüşüm alanlarında 50 milyar avroluk ek yatırım planı açıklarken, Hollanda konut ve altyapı yatırımlarını hızlandırıyor. Bu adımlar, AB'nin küresel ekonomiye katkısını artırmakla birlikte, ABD'nin aynı ölçüde sorumluluk almadığı bir ortamda tek başına yeterli olmayabilir.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Küresel dengesizlikler sorunu, yalnızca ticaret savaşlarını körüklemekle kalmıyor, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin finansal istikrarını da tehdit ediyor. ABD, devasa cari açığı (2018'de GSYİH'nın %2,4'ü) ve korumacı politikalarıyla, dünyanın en büyük ekonomisi olarak bu dengesizliklerin merkezinde yer alıyor. Trump yönetiminin Çin'le ticaret mücadelesi ve Avrupa'ya otomobil gümrük vergisi tehdidi, küresel büyümeyi yavaşlatırken, Uluslararası Para Fonu (IMF) da bu politikaların küresel GSYİH'ya 2020 yılına kadar 700 milyar dolar kaybettirebileceğini hesaplıyor. AB'nin çabalarına rağmen, ABD'nin sorunun kaynağı olarak yalnızca Çin'i göstermesi ve kendi tasarruf oranını artırmaması, sorunun çözümünü geciktiriyor. G7 Zirvesi, bu bağlamda, Avrupa'nın yapıcı rolüne sahne olabilir; ancak ABD'nin işbirliğine yanaşmaması, zirvenin sonuç bildirgesine yansıyacak kapsamlı bir çözüm ihtimalini azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel dengesizlikler ve ticaret savaşları, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomileri doğrudan etkiliyor. ABD'nin korumacı politikaları ve AB'nin yatırım artırma çabaları, Türkiye'nin ihracat pazarlarında belirsizlik yaratıyor. AB cari fazlasını azaltırken, Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlı yapısı, cari açığını sürdürülebilir kılmak için dış finansman ihtiyacını artırıyor. G7 ülkelerinin dengesizlikleri gidermesi, dolaylı olarak Türkiye'ye yönelik sermaye akışlarını istikrara kavuşturabilir. Ancak zirveden somut bir adım çıkmaması, küresel risk iştahını azaltarak Türkiye gibi kırılgan ekonomiler üzerinde baskı yaratma potansiyeli taşıyor.