G7 ülkelerinin liderleri, hafta sonu düzenlenen zirvede, ABD'nin İran'a yönelik artan askeri tehdidinin küresel ekonomi üzerinde yarattığı baskıyı ele aldı. Zirvenin ana gündem maddesi, İran'ın nükleer programı ve ABD'nin olası bir askeri müdahalesinin yaratacağı zincirleme etkiler oldu. Liderler, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin petrol piyasalarını sarstığını, enerji arzını kesintiye uğrattığını ve küresel enflasyonist baskıları körüklediğini vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, zirve sonrası yaptığı açıklamada, 'Odadaki fil, Trump'ın İran'a yönelik savaş ihtimalidir. Bu sadece bölge için değil, tüm dünya için bir felaket olur' dedi.
Gelişmenin Arka Planı: İran Gerilimi ve Trump'ın 'Maksimum Baskı' Politikası
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikasını başlatmasıyla tırmanan gerilim, son haftalarda yeni bir boyut kazandı. ABD, Basra Körfezi'ne ek askeri güç sevk ederken, İran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Trump'ın İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle 2020'de eşi benzeri görülmemiş bir krize yol açan süreç, şimdi de nükleer tesislere yönelik olası bir saldırı senaryosuyla yeniden gündemde. Uzmanlara göre, ABD'nin İran'a yönelik bir askeri müdahalesi, bölgedeki tüm enerji altyapısını tehdit edebilir. Petrol fiyatları, gerilimin arttığı son bir ayda %15 yükselerek varil başına 85 doların üzerine çıktı. Analistler, olası bir savaş durumunda fiyatların 120 doları aşabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol, Enflasyon ve Ticaret
Orta Doğu'daki gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Dünya ticaretinin %20'si Basra Körfezi üzerinden geçiyor; herhangi bir askeri çatışma, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarını kullanılamaz hale getirebilir. Avrupa Birliği liderleri, enerji arz güvenliği konusunda alarm verirken, Almanya ve Fransa, diplomatik çözüm için Rusya ve Çin'i de dahil edecek yeni bir girişim başlatmayı önerdi. Ancak, Trump'ın İran'a yönelik sert tutumu, bu çabaları baltalıyor. Küresel enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiği bir dönemde, petrol fiyatlarındaki her artış, merkez bankalarının faiz indirim umutlarını zora sokuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu'da olası bir çatışmanın, küresel büyümeyi 2025'te %1,5 oranında düşürebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal etmesi nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve enflasyonist baskıları derinleştirebilir. Ayrıca, olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilir ve bölgeden gelebilecek yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. Diplomatik açıdan ise Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de İran'la dengeli bir ilişki yürütmek zorunda kalacaktır. Ankara'nın arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli bulunsa da, bu durum iki tarafı da memnun etmeyen bir çizgide ilerlemeyi gerektirebilir.