Fransa’nın G7 dönem başkanlığı, küresel ekonomik dengesizlikleri zirvenin ana gündem maddesi haline getirerek hem takdir hem de eleştiri topladı. ABD, Avrupa ve Çin arasındaki uzun süredir devam eden ticaret açıkları giderek daha sorunlu hale gelirken, Évian-les-Bains’deki liderler zirvesinin bu sorunu çözmek için somut bir adım atması beklenmiyor. Zirvenin dekoratif salonlarında yapılan konuşmalar, yapısal reformlardan çok anlık diplomatik nezaketle sınırlı kalacak gibi görünüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, G7 başkanlığını devralırken küresel ticaret uyumsuzluklarını masaya yatırmayı vaat etmişti. Bu bağlamda, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji yaptırımları ve Avrupa’nın yeşil dönüşüm sübvansiyonları, taraflar arasındaki çelişkileri derinleştiriyor. Özellikle ABD’nin Inflation Reduction Act’i, Avrupalı müttefiklerini rahatsız ederken, Çin’in aşırı üretim kapasitesi küresel piyasalarda damping etkisi yaratıyor.
Macron’un ev sahipliğinde gerçekleşen zirve, yalnızca ticari değil, aynı zamanda jeopolitik bir fay hattını da ortaya koyuyor. Liderler, Ukrayna’daki savaş, enerji fiyatları ve gelişmekte olan ülkelerin borç krizini de tartışsa da, ticaret dengesizlikleri konusunda somut bir yol haritası oluşturamadı. Analistler, zirvenin nihai bildirisinin genel ifadelerle sınırlı kalacağını öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küresel ticaret dengesizlikleri, yalnızca G7 ülkelerini değil, tüm dünya ekonomisini etkiliyor. ABD’nin cari açığı, Çin’in ise cari fazlası artarak devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararları, doların değerlenmesi ve yuanın uluslararasılaşması bu dengesizlikleri daha da karmaşık hale getiriyor. G7’nin bu konuda etkili olamaması, küresel yönetişim kurumlarının zayıflığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Diğer yandan, Çin’in BRI altyapı yatırımları ve teknoloji bağımsızlığı hamleleri, Batı ittifakını zorluyor. ABD’nin Çin’e uyguladığı yarı iletken kısıtlamaları, Avrupa’nın dördüncü nesil savaş uçağı projelerine kadar yansıyor. Évian’da alınmayan kararlar, önümüzdeki yıllarda ticaret savaşlarının daha da kızışacağına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi ve ABD ile ticari anlaşmazlıklar nedeniyle bu dengesizliklerden doğrudan etkileniyor. G7’nin ticaret açıklarını çözememesi, Türkiye’nin alternatif pazar arayışlarını hızlandırabilir. Ayrıca, Çin’in Avrasya’daki yatırımları, İstanbul Finans Merkezi hedefiyle Türkiye’yi rekabet avantajı arayışına itiyor. Kısa vadede, küresel ticaretteki korumacılık eğilimi Türk ihracatçıları için risk oluştururken, orta vadede bölgesel ticaret anlaşmaları önem kazanabilir.